İyi başlamadı bu sene. Hiç hem de. Ne hissettiğimi bile bilmiyorum. Koca bir boşluk? Ya da koca bir taş bir yerlerime oturtulmuş, kıpırdatmıyor beni. Olan biten de ne ki? Hiç... İnsanlık hallerinden biri, o kadar. Benim de dahil olduğum hatta. Minority Report filminin finalini bilir misiniz? Seçebilmeyi anlatır. Bu kadar kaotik, manipülatif, insanın kendi olmayı ve kendini bilmeyi ölüp gitmeden öğrenmesinin neredeyse imkansız olduğu hayat şartlarında, "seçmek" ne mümkünse onu anlatır işte. Oğlunu öldüren katille karşı karşıya gelen bir baba, ne yapacağını seçeceği andadır.
Karşısındaki katildir. Ve eğer onu öldürürse kendisi de katil olacaktır. Herkes kendi yaptığından sorumludur. Bundan sonrasında olaylara göre söylenecek çok şey olabilir, biliyorum. Seçimlerimiz ne kadar manipülatif olursa olsun bizim seçimimiz midir, değil midir? Belki budur durup düşüneceğimiz. Bilmiyorum. Belki bunun tek bir doğrusu yok. Hayatı tek bir doğru üzerinden yaşamaya çalışmak bizi, hayatın kendisinden uzaklaştıran robotlara çevirir belki. Bildiğim; içimde neresinden baksam tutamadığım, tutunamadığım bir şeyler olduğu. Ve o kadar çok işim var ki yapacak... Ve parmaklarım o kadar ağır ki... Dünya hep dönüyor. Çok merak ediyorum, ne olursa duracak bu dünya...