Ocak 17, 2020

Efsane sahne

Ey Hayalet karakteri, o nasıl bir rakı doldurmak, üzülmektir!

"
"Dün gece güzel bir anı hatırladığımda, orada olduğundan mutlu olduğun bir anı bulup ona sarıldığımda uyuyabildim ancak", yazıyordu kitapta gece uyumaya çalışırken. 

Ocak 13, 2020

Alıntı-Proust

"Swann'a gelince, Paris'i baştan başa katetmesinin sebebi, onu bulabileceğini düşünmesi değil, aramaktan vazgeçmeye katlanamamasıydı."- Marcel Proust, Swann'ların Tarafı
*
Bu şarkıyı 29 Ekim 2018 sabahının erken saatlerinde Kadıköy sahilinde bir çocuk sazla çalıp söylüyordu.
*
Bu parçayı da 'Forest of Piano' isimli bir çizgi film vardır orada ormanda yaşayan bir çocuk çalıyordu. Uluslararası bir Chopin piyano yarışmasına katılıyor ve parçayı notalarına bakarak değil, çocukluğunda yaşadığı ormanda dinlediği yağmur damlalarını düşünerek çalıyordu. (24 bölümlük, piyanoyla örülü, hayli klasik müzik bilgisi ve ziyafeti sunan, Japon bir çizgi filmidir.)

Ocak 12, 2020

İnsanın Arayışı

Ben Marquez'in Yüzyıllık Yalnızlık kitabını okuyup son sayfayı çevirdiğimde şöyle dediğimi çok iyi hatırlıyorum; neydi bu şimdi? Ne demek istediğimi Azrailliyle karşılaşmış ölümlünün hayatına dönüp "bitti mi yani şimdi" şaşkınlığıyla eş değer anlayın siz. Buna rağmen bir daha okumak istemiyorum. 

Ocak 08, 2020

Ocak 06, 2020

Görmek ve Hayaller

Küçükken kurduğum hayalleri hatırlamıyorum. Dahası küçükken hayal kurduğumu da hatırlamıyorum. Küçükken hatırladığım şeylerden biri; büyük olduğum. Bir diğeri; bir gün büyüyeceğim. Bazı anlar şarkıcı olma hayali kurduğumu az çok hatırlıyorum. Büyüyünce bir mesleğim olacağını hayal ettiğimi net olarak hatırladım şimdi. Fakat bu hayalden çok, bir düşünce, daha ziyade hayatım için bir koşuldu. -Dolayısıyla bu bir hayal sayılmaz.-
Evet, rahatlıkla söyleyebilirim ki hayal gücü geniş bir çocuk olmadım hiç. Benim dünyam gördüklerimden ve görme ihtimali gördüklerimden ibaretti. Şöyle ki; bir çocuğun elinde bir oyuncak gördüm diyelim. O zaman ben çocuklara oyuncak alındığını düşünür ve bir oyuncak hayal etmeye başlardım. Ayakkabılarımı malumunuz annem seçerdi. Bir seferinde bir çocuğun ayağında dizlerine kadar uzun siyah bir çizme görmüştüm. O zamanlar kar çok yağardı Karadeniz'e. Bir kaç hafta uzun siyah çizme diye mızırdandığımı hatırlıyorum. Sonunda annem almıştı, üstelik bana sürpriz yapmıştı. Bir sürpriz hatırladığımda onu bilirim hâlâ. Bir haritaya bakarak bir yerlerde olmayı, bir denize bakarak kayığım olmasını, bir ağaca bakarak çıkabilmeyi hayal ettiğimi hatırlamıyorum meselâ hiç. Ta ki gidene, binene, çıkana kadar ya da yapabilenleri görene.  Bununla birlikte küçüklükten bu yana sürdürdüğüm başka bir şey var. Çok kolay inanırım. İçimde, söylenenlere ve olacaklara dair korkunç saf bir inanç vardır. Mesela biri biri hakkında bir şey dese bir başkası ilk "yok canım yalandır", diyebilir. Ben bunu bir kaç dakika düşündükten sonra derim.İnancın, kendi içimizde büyüttüğümüz bir şey olduğunu söylüyorlar Ahlat Ağacı'nda. Öyleyse inanmak istemekten kaynaklı bir inanış olabilir bendeki. Hayallerden beri bu benim inanç meselesine bakarsak, benimkisi düpedüz kolaycılık olmalı. İnanmak düşünmeyi gerektirmez çünkü. Meselenin en kötü yanı, inanmak kendi iç gözümüzü kör eder öncelikle. Kendimize bakışımızı bulanıklaştırır ve  yanlış yaptığımızı, yanlış yerden hatta belki yanlış yere baktığımızı görememize sebep olur. İçinde bulunduğumuz durumlara olan körlüğümüz nasıl olması gerekliliğini de karartır. Sözün özü şimdilerde inanmak meselesinin iyi bir şey olmadığına kanaat getirdim.

Ocak 01, 2020

2020-1

İyi başlamadı bu sene. Hiç hem de. Ne hissettiğimi bile bilmiyorum. Koca bir boşluk? Ya da koca bir taş bir yerlerime oturtulmuş, kıpırdatmıyor beni. Olan biten de ne ki? Hiç... İnsanlık hallerinden biri, o kadar. Benim de dahil olduğum hatta. Minority Report filminin finalini bilir misiniz? Seçebilmeyi anlatır. Bu kadar kaotik, manipülatif, insanın kendi olmayı ve kendini bilmeyi ölüp gitmeden öğrenmesinin neredeyse imkansız olduğu hayat şartlarında, "seçmek" ne mümkünse onu anlatır işte. Oğlunu öldüren katille karşı karşıya gelen bir baba, ne yapacağını seçeceği andadır.
Karşısındaki katildir. Ve eğer onu öldürürse kendisi de katil olacaktır. Herkes kendi yaptığından sorumludur. Bundan sonrasında olaylara göre söylenecek çok şey olabilir, biliyorum. Seçimlerimiz ne kadar manipülatif olursa olsun bizim seçimimiz midir, değil midir? Belki budur durup düşüneceğimiz. Bilmiyorum. Belki bunun tek bir doğrusu yok. Hayatı tek bir doğru üzerinden yaşamaya çalışmak bizi, hayatın kendisinden uzaklaştıran robotlara çevirir belki. Bildiğim; içimde neresinden baksam tutamadığım, tutunamadığım bir şeyler olduğu. Ve o kadar çok işim var ki yapacak... Ve parmaklarım o kadar ağır ki... Dünya hep dönüyor. Çok merak ediyorum, ne olursa duracak bu dünya...

Aralık 30, 2019

Benim Diyecek Bir Şeyim Yok Ki

Sosyal bilimlerde çok uzun zamandır, herhalde yirminci yüzyıl ortalarından bu yana, söylenecek bir şey kalmadığını söylüyor sosyal bilimciler. Temel bilimlerde ise daha yeni yeni öğrendiğimizi. Dünya saatiyle bir kaç dakika önce bildiğimiz fizik kurallarının kuantum ile tepetaklak olduğunu öğrendik. Mesela en temel farklarından biri klasik fizikte kesinlik varken, kuantumda olasılıklar var. Klasik fiziğe göre maddelerin hareketlerinde insanın-bilincin bir fonksiyonu yokken kuantumda insan-bilinç faktörü deneylerde bir etken. Kuantum fizikte birbirlerinden çok uzak iki parçacık arasında sanki yanyanalarmış gibi bir bağ tespit edilebilmektedir. (Kolektif bilinci doğruluyan tuhaf tuhaf şeyler.) Klasik fizikte bu söz konusu olamaz... Diyeceğim o ki; yirmi dokuz harfle o kadar çok şey söylenebildiğine ben zaten hep şaşmıştım. Bitmesi çok normal. Yeni yıla dair söyleyeceğim bir şey yok haliyle. Bu yıla dair ise; daha önce hiç yapmadığım bir şey yaptım tam yıl bitmeden. İnternet'ten e-milli piyango bileti aldım. Çok ilginç bir şey olmayabilir sizin için. Zaten benim için ilginçti. Hazır para yatırmışken de biraz inceledim, iddia, atlar, bahisler, tek maçlar filan şurada biraz takılsam mı ki... Şaka şaka, aman ne alavereler oralar. Sözün özü, daha iyi seneler olsun herkese. Önce sağlık, gerisi olur gider.

Aralık 28, 2019

Köprü


Ben bir yerde hata yaptım ama nerde
Vermeye çalışırken dolu bir şeyler
Kurmaya çalışırken doğru bir şeyler
Kaçıp gitti ellerimden birer birer sevgililer

Özlemlerinle yıllarca yanarak
Sözüm ona sen böyle bir şey aradın
Duygularınsa çocuktu üç yaşında
Kaçıp kovalanmaktı heyecanların

Bense kurulduğunu sanıyordum köprülerin
İçimde sevinci vardı sağlıklı sevgilerin
Oysa eskilerden farkı bu kandırmacanın
Daha akıllı ve hesaplı olmasıydı

Kuru kuru aşk değil biraz paylaşmak
Ya da bir şeyleri sevgiyle yaratmak
Yüreğinde güven yol yol damar damar
Böyle bir düş için bile değer inan mutsuz olmak

Özlemlerinle yıllarca yanarak
Sözüm ona sen böyle bir şey aradın
Duygularınsa çocuktu üç yaşında
Kaçıp kovalanmaktı heyecanların

Bense kurulduğunu sanıyordum köprülerin
İçimde sevinci vardı sağlıklı sevgilerin
Oysa eskilerden tek farkı bu kandırmacanın
Daha akıllı ve hesaplı olmasıydı

Söz: Sezen Aksu
Müzik: Atilla Özdemiroğlu

Aralık 24, 2019

Soru İşareti?

Bildiğimiz şeyi mi hissederiz, hissettiğimiz şeyi mi biliriz? Bilmek gerçeğe dayanıyorsa hissetmek neye dayanıyor olabilir?

Aralık 21, 2019

Film: The Best Exotic Marigold Hotel

Keyifli bir film... Kendini yaşlı hissedenlere, yaşlı hissettiği için üzülenlere, yaşlı hissetmenin nasıl bir his olduğunu bilmek isteyenlere ve yaşlı olmuş olanlara,... Filmden bazı notlar: 

 "Gelecek hakkında bildiğimiz tek şey farklı olacağıdır. Belki de korktuğumuz tek şey geleceğin aynı olmasıdır. Bu yüzden değişiklikleri kutlamalıyız."

Şöyle diyor videoda;
"Gerçek başarısızlık denemekten vazgeçmektir. Başarının ölçütü ise hayal kırıklığıyla nasıl baş ettiğimizdir. Çünkü hep hayal kırıklığı yaşarız... Değişmek için çok yaşlı olduğumuzu hissettiğimiz için suçlanabilir miyiz? Ya da hayal kırıklığı korkusuyla baştan başlayamadığımız için? Sabah kalkarız. Elimizden geleni yaparız. Önemli olan tek şey de bu."