Şubat 22, 2017

Yürüsene Olum!

Amed, Eylül-2016, Av. Hasan Erdoğan

"...ona şaşıyorum,
biz sanki hiç tanrı görmedik
hadi hiç görmedik diyelim
çok doğru
tanrı da mı hiç görmedi bizi..."

- Arkadaş Zekai Özger
Çelişkili Kötü Şiiridir' şiirinden. 







                                                                                                                

Şubat 14, 2017

Periler Ülkesine

video

Periler ülkesinden geçerken; yediğimiz içtiğimiz bize, gördüğümüz, anladığımız size. Arkası yarın... 

Şubat 13, 2017

Şubat 05, 2017

Sevgi

"Sen öğretmenini sevmiyor musun?"diye sordu bu sene ilkokula başlayan küçük kız dördüncü sınıftaki kuzenine. Kuzen ödevlerini yapmak istemiyordu, küçük yapıyordu. Adamın küçük oğlu babası ile küsmüş. Küs oğlunu bir gece, hayatından endişe ettiği için,  bir kaç kez aramış babası. Oğlu ve eşi bir müddet sonra cevap dönmüş; mesajla. "Biz iyiyiz." yazmışlar. Yüzüme baktı gözleri nemli; "belki ben iyi değildim, öyle değil mi", dedi. Karısı geçen yıl vefat etti adamın. Ölmeden kısa süre önce küs oğlanın karısıyla büyük oğlanın düğününde kavga etmişler. Ertesi akşam, üst katta uyuyan küs oğlan çok öksürmüş, sabaha kadar yatakta oturmuş anne. Sabah gelin evden çıkmış annesi küs oğlanın yanına... İlkokula  başlayan küçük kızın bir küçüğü, dört yaşında, annesinin memesinin yeni doğan tarafından işgal edilmesini hazmetmeye çalışıyordu. "Okulda neler yapıyorsunuz?"dedim. "Yüzümüzü boyuyoruz, kedi resmî yapıyoruz, kağıttan yuvarlak kesiyoruz, boyuyoruz." "Ne renk boyuyorsunuz?" "Meme rengi," dedi ciddiyetle. "A, öyle mi, ilginçmiş. Ee, yazın plaj ne güzel oluyor değil mi?" dedim ben de aynı ciddiyetle.  "Evet, ben kumdan meme yapacağım yazın." diye devam etti ortanca. "İyi peki, hadi uyuyalım. Kucağıma gelcek misin?" "Tamam, uyuyalım. Ben de memeyi uyutayım; uyusunda büyüsün meeme, uyusunda büyüsün..." 

Ocak 22, 2017

Posta!

                         02 Haziran 1958 
Doçentim;
Mektubunuzu aldığım gün "İnce Memed"'in üçüncü baskısı çıktı. Bu da bir iki ay içinde biteceğe benziyor. Benim bugünlerde çok işlerim oldu. Bu yılki Yunus Nadi mükafatı romandı. Kırk roman geldi. Çoğu güzeldi. Ben okudum. İçlerinde o kadar güzeller var ki, hele birkaç köy romanı var ki, şimdiye kadar böylesine iyileri bizde yazılmadı desem yeridir. Juri 28inde toplanıyor ayın. Bana gelince benim yeni roman ilerliyor. Büyük işe giriştim. Onun için umudum büyük değil. Bir denemede böyle olsun... Derken ömrüm denemelerle geçecek. Yok, bundan sonrası doğru düzgün roman olacak. "Sazlık" yahut "Akçasazda Bir Tümsek" üç cilt. Kocaman, yani destan. Şu burnumun büyüdüğüne gelince, atıyorlar. Büyüdü ya, o kadar değil. Neden öyle diyorlar biliyor musunuz? Eskisi gibi meyhanelere gitmiyorum. Kapı kapı değneklemiyorum. Vaktim yok. Kimseyi evime çağırmıyorum. Evimin adresini çok kimseye vermiyorum. Siz burada olsanız bu hal hoşunuza giderdi ama çoklarının hoşuna gitmiyot. Bence bu burun meselesi değil, vakit meselesi... Neyse onlarla uğraşacak değilim. Sizleri çok özledim. Dünya gözüyle bir daha görsem, diyorum. Başka bir şey istemiyorum. Bir yanımda ıpıssız bir boşluk var. Ne yapacağımı bilemiyorum. Artık ilk defa, doğru dürüst bir şeyler yazabileceğimi hissediyorum. Çok selam. Baki selam.

Hiç sormadım tercüme kolay oluyor mu? Bana uzunca yazsanız ne olur?
Göğçeli 

Sözcükler dergisi özel sayısı: Edebi Mektuplar. s.55, Mayıs 2015, Yaşar Kemal'den Güzin Dino'ya* mektup.

Güzin Dino, çevirmen, yazar. Ressam, karikatürist, yazar, yönetmen Abidin Dino'nun karısı. Hani şu, mutluluğun resmini çizmeyen ressamın...