Ağustos 25, 2016

Müzik: Zamanın Bahçesinde


Bu dünya başka dünya
zaman yorma kendini.
Bırak aksın saatler
geleneği biliriz zaten.

Bu dünya başka dünya
zaman sırrın çözüldü.
Umut yoksa, düş yoksa
o günü ömürden saymayalım zaten.
Eyy zaman
bu günah bu yük ağır sana 
sen misin taş duvar, sen misin ziyan? 
güneşe sen mi oldun perde? 

Eyy zaman 
ne kitap ne kalem yeter sana 
sayfalar sürer, hayaller düşer 
bir heves, bir yürek yeter sana.

Söz: Fehmiye Çelik
Müzik: Ara Dinkjian
Kardeş Türküler''in Çocuk Haklı albümününden.
Seslendirenler: Vedat Yıldırım, Feryal Öney

Ağustos 24, 2016

Kozmoz


video

* Benzeşme yasası: evrendeki yasalardan biridir. Buna göre bütün parçayı kapsar ve parça bütünün tüm özelliklerini barındırır. Benzer eylemler benzer sonuçlar doğurur. Aynı zamanda Hermes Trismegistus adlı bilge, ilah ya da bilgeler grubu olarak adlandırılanların tabletlerinde bulunan öğreti: aşağıda olan yukarıda olan gibidir, yukarıda olan da aşağıda olan gibidir  ve birlikte tek bir şeyin mucizesini gerçekleştirirler. 

Müzik: Vurgun

- Kolyeni bende unutmuşsun, akşam gel al. 
- Yangında düşürdüm sanıyordum.
- Yangın sayılır.
Ağır Roman filminden. 



Ulak

Ulak

Yıldan yıla geçerken
hikayeler topladım evlerde,
çıkından çıkına doldum taşırdım
hiç bir yere sığmayan

ölüm dirim haberlerini,
çıkamadığım yokuşları
bağışlıyorum giremediğim
çıkmazları. Doydum
gezdiğim caddelerde
kovandan kovana delik deşik
götürdüğüm uğultulara.
Bir kül ki boşuna: Ben
unutsam, kimse hatırlamaz.

Belki de yenilenmeli ağaçlar.
Boyalar devşirilmeli
mevsimin yapraklarından,
haşarı erguvandan.
Yepyeni fırçalar alınmalı çarşıdan,
insan eliyle germeli bezi tahtaya:
Herkes kendine görülmemiş
bir düş aramalı.

Sen, penceremdeki suskun kadın:
Hayatımda ol, kal, öl, istiyorum.

-Enis Batur

Güneş Filizi

Güneş Filizi
...
Yaşamayı kimse bağışlamaz bize
Biz onu ölümün ana rahminden
Aşka dönmüş bir beden arzusuyla
Harf harf yaratarak çeker alırız.
...
Şükrü Erbaş

Ağustos 23, 2016

Dönüş Filmine Ağıt

Türkan Şoray'ın hem başrolünü oynadığı hem de yönettiği Dönüş filminin sonunda kocası (Kadir İnanır) onu öldürmeye gelir koşa koşa Alamanyalardan. İkinci gidişinden sonradır bu gelişi. Yanında Alman karısı ve ondan olan çocuğu ile beraber. Köye yaklaştıkça bir türkü çalar, adam torpidonun gözündeki silahını kontrol eder. Arkada bıraktığı karısı; köyün ağasının yatağına girmediği için dile düşürülmüş, çocuğu öldürülmüş, tarlaları yakılmış, köylülerce taşlanmış ve nihayetinde kocasına "kahpe" diye geçilerek ölümünün onun elinden olması istenmiştir; en sevdiğinin elinden.
Köyün ağası Bilal İnci, bir yerde bağırıyordu;
- Şuralar benim, iste benden, gözünün gördüğünce senin!
- Senin elinden mezar olsa istemem, diyordu Türkan Şoray.

Kim olsa boyun eğerdi ağanın yaptıklarına, kim olsa... Ama Gülcan beklemişti döneceğim diyen kocasını. Çocuğu öldürüldüğünde ağanın adamlarınca, ölüsünü gömmüyor günlerce. Kadınlar, ağalar, büyükler, çocuklar geliyor açmıyor kapıyı, elinde tüfek kapının arkasında bekliyor. Sonradan okuma yazma öğrendiği köyün öğretmeni ikna ediyor; "sana öğrettiğim bir harfin hatrı varsa aç kapıyı, ver çocuğu gömelim", diyor. Hatır, Gülcan'ın acısını delip geçiyor...


Bu sabah her sabah geçtiğim yaya geçidinde bir araba durdu ben geçmeye hazırlanırken. Bir gün bu ülkede yaya geçidinde araba durursa bir şeyler değişmeye başlamıştır, derdim kendi kendime. Baktım; plakası Alamandı.
***
Bir arkadaşım bir hikayesini anlattı; kim olsa senin yerinde öyle yapardı, dedim. Baktı; "ama ben baştan beri çok az kimsenin yapacağı şeyleri yaptım, sen de öyle demiştin hani," şimdi, "kim olsa", olmak haksızlık değil mi, dedi... Dedim; böyle işlerde hak, işlenmeyen bir konudur. Yüzlerce kelime, onlarca cümle vardır söylenebilecek yaşayanlar için, bir tek ölüm bize söz bırakmaz, ve biz birini tutarız söyleneceklerden çünkü, onu seçeriz...
***

"oğul, bu günler kan lekeleri
ölen arkadaşları kimse unutturamaz
kimse, hiç bir şeyi unutturamaz
ve avutmaz çinileyen güzel gün bizi!
bir ağaç gibi burdayız ve işte konuşuyoruz
en sıkıyönetim altında ve en yüksek gürültüyle
bahçede güneştesin, susamış olmalısın."
***
"dönersen ıslık çalarsın
yol uzun, su karanlık
otur bir çardak altına
bırak biraz yağmur yağsın."

Ergin Günçe

Cemal Süreya; "Ergin Günçe bir savaşçı gibi değil de, bütün hesaplarını vermiş eski bir uygarlık gibi konuşmaktadır"
Daha kırklarını aşmadan kaybedilen bir insan için söylenebilecek ne güzel bir sözdür bu. 

Ağustos 19, 2016

Suriye'nin Çocukları


Dün, Ümran oğlanın şaşkın, bilmez, korkmuş, anlamaz, ve bütün yüzlerinden öte masumiyetinin yansıması pek çok insanı ağlattı. Fotoğrafı çeken gazeteci, onun gibi yüzlerce çocuk bombalanıyor Suriye'de günlerdir, demiş. Usanmış, yorulmuş, görmüş ve artık acıyacak yeri kalmamış gibi. Doğru; Syrian Networks for Human Rights' ın 2014 yılı raporuna göre Suriye'de o güne değin;

17 bin 268 çocuğun öldürüldüğü resim ve belgeler ile kayıt altına alınmıştır.
Bunlardan; 518 çocuk keskin nişancılar tarafından vurulmuştur. 
9 bin 500'den fazlası tutuklanmıştır.
95 çocuk işkenceye tâbi tutulmuş, çoğu cinsel istismara uğramıştır.

4 milyon 700 bin çocuğun kalacak yeri yoktur.
2 milyon 900 bin tanesi başka ülkelere sığınmıştır.

Raporun detayı ve tamamı için resme tıklayabilirsiniz.

Rapor şu cümle ile devam etmekte; "Suriye'li çocukların gelecekte ne olacağını hiç kimse tasavvur edemez. Bir neslin tamamını kaybediyoruz..."