 |
| foto: Alan McFadyen |
Çok eski tartışmalardan biridir: Gerçek Nedir ki? Kim tam olarak bilebilir rüyada olmadığımızı şu an? Düşümüzdeki kelebek ya gerçekse falan filan... Bu arada
falan filan çok iyi şarkıdır;
buyrun... "Manzaraya daldım ses çıkarma, gerçek can sıkar beni uyandırma."
Carl G.Jung, kendimizi ve etrafımızı algılama yeteneğimize bilinç, algılayamadığımız, kafa yorduğumuz, henüz oralarda ne olduğunu bilmediğimiz kısıma psikoloji biliminin bilinçdışı dediğini, kimilerinin Tanrı, kimilerinin Şiva, doğa, gaia gibi farklı tanımlar bulduğunu söylüyor. Ona göre daha bileceğimiz çok fazla şey var. Bence gerçek de onlardan biri. İnsanlar, Carl G.Jung'ın kolektif bilinç olarak ortaya koyduğu; inanışlar, kültler, hevesler, hazlar, modalar, statü peşinde koşmalar, alışkanlıklar, başkasından alınan inançlar, reklamlar, popüler kültür, tüm izm’ler, tüm ideolojilerden oluşan kitlesel zihinle de
gerçeği oluşturabilirler. Bir bakarız benim gerçeğim senin de gerçeğindir. Ve bu öyle yazıldığında anlaşıldığı gibi kolay kaçılabilir, baş edilebilir bir oluşum süreci de değildir. Şu yanda gördüğünüz fotoğrafta hangi kuş gerçektir ki? Ne fark ediyor ki rüyamızın ya da yaşadığımızın gerçek olup olmadığını bilmememiz ile? Önemli olan hangisini algılayabildiğimiz olduktan sonra.
“Gerçek nedir ki? Gerçekler söylenince artık hatırlanacak ne kalıyor ki geriye. Bakın siz gerçeksiniz ben ise yalan. Yalan; meleksiz bir cennet gibi.” - Firuze, Neredesin Firuze (2004) filminden.
Bazen bir hikaye okursunuz, bir film izlersiniz ya da bir masal dinlersiniz ya da yaşadıklarınız hep bir masal, hikaye, filmdir. Hepsinde tek bir gerçek vardır, o da hikayede kendimizi koyduğumuz yerdir.
Fotoğraftaki kuş dişi bir yalı çapkını kuşudur. Hikayesi ilginizi çekecektir.
Burada.