Ekim 04, 2015

Budva: Adriyatik Güzeli

Arnavutluk'tan çıkmak üzere Muriqan-Sukobin Montenegro (Karadağ) sınır kapısına doğru ilerledik. İki buçuk saat sonra görmeyi beklediğimiz Budva tabelasına odaklandığımız için -sınır geçeceğimizi bile bile- birden karşımıza çıkan küçücük sınır kapısı kulubesiyle şaşırdık. Aslında yolun çift şeride çıkmasından anlamalıydık; tüm tekerlekli taşıtlar için,-kamyon, taksi, bisiklet, traktör- tek yön yol vardı çünkü, hatta yan yolda yürüyen inekler de her an yola çıkabilirdi. Şikayet ediyorum sanılmasın, sonrasında Kosova'ya geçerken otoban olmasına rağmen dağ yolunu tercih ettik ki tatil boyunca deneyimlediğim en güzel zamanlarımdı diyebilirim. Karadağ'ın dağları kesinlikle adıyla müsamma, tek kelime ile muhteşem! Bana hep yoğun ve uzun doruk ağaçlarını hatırlattı; çocukluğumun güzel anıları olan çam ormanlarını... Deniz kıyıları ise Adriatic denizinin, çizmenin arka tarafında kalan sakin ve koyu mavi güzelliğini taşıyordu...
Karadağ, Yugoslavya Federal Cumhuriyetinin 1992 yılında başlayan çözülmeleri sonucu, 2003 yılında Sırbistan ile bir ittifak kuruyor ve biz onları bir zaman Sırbistan-Karadağ Devletler Birliği olarak tanıyoruz. 2006 yılından beri de Karadağ Cumhuriyeti olarak kendi başına yoluna devam ediyor. 2013 nüfus sayımına göre 619 bincik küçücük bir ülke ki 13,812 kilometre karelik yüz ölçümüyle neredeyse Ankara'nın yarısı kadar. Ama aha şuraya yazıyorum; kısacık cumhuriyet tarihleri ile 2011 yılı hesabına göre kişi başına düşen milli geliri 6600 dolar olan bu ülke, on yıl sonra bizim yıllık 10500 dolarlık gelirimizi geçmezse ben de ne olayım. -Bilmiyorum ne olayım?!- Budva'da trafiği yaya geçitleri ile yönetiyorlardı desem yeridir. Kedi geçsin arabalar yaya geçidinde duruyordu... Ah, ben görmem bizim böyle hallerimizi...

Ne diyordum en son; ha, sınır kapısına gelmiştik. Tiran yazısında söylemiştim; birden fazla ülkeye kara yolu giriş-çıkışı yapacaksanız 40 avro ederindeki yeşil kart denilen belgeyi almanız gerekiyor. İlk sınır kapısında da alabilirsiniz. Ruhsat, ehliyet ve bu belge ile istediğiniz yere gidebilirsiniz. Biz kapıda almakla hata etmişiz; neredeyse yarım saat uğraştık derdimizi anlatabilmek için. Havalimanında oto kiralama şirketleri sizin yerinize alıp hazır edebiliyormuş.

Nihayetinde geçtik, derin bir maviliğin hakim olduğu güzel Budva denizine kavuştuk. Karadağ avro kullanıyor, bu nedenle bize pahalı görünüyor fakat genel olarak günlük ihtiyaçlar ucuz. 10 avro ile gayet güzel yer-içersiniz. Benzin fiyatı çok olmasa da bizden düşük. Üç-dört üç yıldızlı otel-pansiyonlar 25-35 avro civarında kişi başı. Yol hep deniz kıyısı gidiyordu, ara ara durup denizi seyredeceğiniz teraslar ve kafeler vardı ve manzara aşağıdaki gibi harikaydı. Kadıköy kadar ya var ya yok Budva, hatta yoktur. Oteller, pansiyonlar, kumsallar, güzel restoranlar, ve harika doğası...

Ağaçlarla denizin birleştiği kıyıları çok seviyorum. Yeşil ve mavi birbirine çok yakışıyor ve doğanın, ve dünyanın nasıl güzel bir yer olduğunu hatırlatıyor. En azından bana. Sanırım seyahat etmenin iyi yanlarından biri de bu; bir şeylerin güzel ve yolunda olduğuna inandırıyor sizi dünya...


Turizm burada da, ya da para diyelim, alacaklarını alıyor doğadan. Dışarıdan ve uzaktan bakınca nasıl üzülüyor insan o dağlara, kıyıdaki heder olan kumlara ve artık otel müşterilerine kalacak olan plaja. Biz daha da kötülerini yaparken ve yapılmasına izin verirken sitem bile edemiyor insan Karadağlılara.


Sveti Stefan küçük bir ada, Budva merkezden yürüme mesafesinde. Uzaktan bakıldığında başka bir zamandanmış gibi görünüyordu. Kırmızı tuğlalı çatılar altında taş duvarlar, surlar, dar sokaklar ve yeşillikler içinde küçük bir ada. Görmek için yarım saat kadar yürüdük. Bu sahilden geçtik, önünde ortaçağdan kalma gibi bir bina vardı; otelmiş.


Karadan adaya bağlanan dar taşlı köprüyü geçmeye kalktığımızda, bir ses engelledi bizi. Müşteri misiniz ya da benzer bir şey sordu galiba,  otelmiş bütün ada, giremez mişiz...


Türk bayraklı yatı görünce manzaraya dahil etmeden yapamamışım, güzel deniz ama değil mi?


Sahilde ağaçlar ve kumlar... Bakması da yürümesi de keyifliydi.


Şehir merkezini gündüz gözüyle çok gezemedik, Kotor'a vakit ayırmayı tercih ettik, pek deniz halimiz olmadığından ama duyduğuma göre ilgililerine göre çekici plaj partileri, dans yarışmaları, su oyunları, plaj voleybolu  gibi gibi ecnebilere özgü değişik etkinlikler oluyormuş, ilgilenenlere duyurulur. Eh, haydi o zaman, yol uzun zaman dar... Yavaş yavaş çıkalım Karadağ'ın dağlarından ama önce Kotor kalesini keşfedelim... 

Ayrıca, daha fazla detay ve harika görsellik için blogger arkadaşım Sevgili Havva'nın sayfasına bakmanızı salık veririm.

8 yorum:

  1. günaydın,
    ne güzel yerler değil mi,doğanın büyüsü sarıp sarmalıyor insanı.ben de bu yıl hızlı bi şekilde gezdim,zira turla katıldım ve ilginç olan benim de bugün yayınım Karadağ:)))
    benim son zamanlarda pek sabrım yok uzun anlatmalara,senin linkini yayınıma ekleyeceğim,fotoğraflar benden yazılar senden olsun diye.
    bu arada o stefan adasına tatil için canı isteyen gidemiyormuş,referansla rezervasyon yapılıyormuş canım,
    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaa! Harika olmuş:-) Bol resimli biri ile denk geldiğime de çok sevindim, ben şehir içini çok çekememiştim. Hemn ben de link koyuyorum, güzel olacak:-)

      Amaan, ben de diyordum çok pahalıdır herhalde Stefan adasının oteli; pahalıdan da öteymiş! Ay diyordum ben de belki bir gün kalırım:-)) Hayatta kalmam artık:-)

      Sil
  2. Ben Kotor'u çok beğenmiştim. Merakla bekliyorum yeni yazıyı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekür ederim. Kotor için çok yazacak bir şey bırakmadım ama yine de resimlerle bir şeyler çıkacak sanırım.
      Ben de çok beğendim Kotor'u. Masal kenti gibiydi.
      Teşekkür ederim, Sevgiler,

      Sil
  3. oleey dur not alım ben de sırbistan karadağ gezmeyi düşünüyodum kotor filan giderken sana danışırım yine. not aldım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :-) Danış danış. Bildiğimce yardımcı olurum. Gezilesi yerler tavsiye ederim:-)
      Selamlar, Sevgiler,

      Sil
  4. Deniz hep güzel.

    Daha sık gezi yazısı yazmalısın

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya hem de ne güzel...
      Sağol, umarım hem gezerim hem yazarım...

      Sil