Ekim 03, 2012

Bir Kaç Zeytin Tanesi...

Sergüzeşt...
Belki de ben senin hikayeni okuduğumda aynı yaşta olduğumuz için seni bu kadar net hatırlıyorum.
Sen beni hatırlıyor musun acaba ?

Macera aramayan adı maceracı konmuş güzel, esmer, minik Dilber... Kafkas , on üç yaşlarında,
besleme, beyaz ten, gece siyahı saçlı güzel köle... Mutfağın kimsenin görmediği köşesinde çoğunluk bir kaç zeytin tanesi, biraz siyah ekmekti akşam yemeğin...Bir gece sokakta bir adam benimle gel dedi sana, açtın, yorgundun, ne fark eder ki dedin?. Ne fark eder ki, sokaktaki akıbetin de başka mı olacaktı evdekinden, en azından biraz beyaz ekmek, biraz peynir belki sıcak bir çorba bulurum dedin. Öyle dedi adam da, "gel evde sofra kurarız şöyle güzelinden, doyurursun karnını. "Koca bir köşk, yeşilliğin gece karanlığında bile parladığı bir bahçe, belli ki çok kişinin dolandığı, çalıştığı bir mutfak, gördüğün en geniş hayat. Adam , " kimse yok bu ara köşkte, herkes yazlık evde, vardır ama bir şeyler , hazırlarım ben şimdi, sen dinlen", der. Dilber rahatlar biraz daha. Çarşafını çıkarır, elini yıkar, sanki burnuna et kokusu mu geliyor nedir, iyice yutkunur. Adam gelir, elinde bir tabak bir parça da siyah ekmekle. Kusura bakma, "hiç bir şey kalmamış mutfakta, biraz ekmek bir kaçta zeytin tanesi buldum. Doyarsın inşallah?" der...(Samipaşazade Sezai- Roman, Sergüzeşt'ten )

 "O kadar uzağa gitmeye değer miydi, hayal kırıklığı bulmak için?"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder