19 Ocak 2010

Ayrıntı

Dokunsam, duysam , yaratsam diyordum bende
Ve sunsam ona,denizin sunuşu gibi kendini dalgalara
Ona, yalnızca Ona
Beni bir deniz kabuğundan daha ayrıntılı yapana.

E.Cansever

07/05/1995

Henüz Vakit Varken Gülüm

Henüz vakit varken, gülüm
Paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri
Volter rıhtımında dayayıp seni duvara
öpmeliyim ağzından
sonra dönüp yüzümüzü Notrdam'a
çiçeğini seyretmeliyiz onun,
birden bana sarılmalısın, gülüm,
korkudan, hayretten, sevinçten
ve de sessiz sessiz ağlamalısın,
yıldızlar da çiselemeli,
incecikten bir yağmurla karışarak.
Henüz vakit varken, gülüm,
Paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
şu Mayıs gecesi rıhtımdan geçmeliyiz
söğütlerin altından, gülüm,
ıslak salkım söğütlerin.
Paris'in en güzel bir çift sözünü söylemeliyim sana,
en güzel, en yalansız,
sonra da ıslıkla bir şey çalarak
gebermeliyim bahtiyarlıktan
ve insanlara inanmalıyız.
....

N.Hikmet  20/06/1996

Söz ; Merhaba.

Güneş yakalanacaksa eğer
Sana söz veriyorum,
kopartıp her bir ışının her bir rengini
sunacağım sana.
Ve şuna inan ki sevgilim
şuna inan,
diyeceğim

Merhaba.

Ç. 22/09/1996

18 Ocak 2010

Sadece olacak olan mı olur ?

Hayatı boyunca tedbirli yaşadı.Tedbirsizlikten öldü.

Geç kalmaması gerektiğinde saati kurar, saati tencerenin içine koyar, tencereyi yanı başına koyardı.Gideceği yerin otobüs haritalarını çıkartırdı, hangi otobüs ne zaman geçiyor, en son otobüs kaçta? Hep sırt çantası taşırdı, içinde bir küçük su, bir kitap ve üşüdüğünde sırta alınacak bir hırka...Bir kadındı, bir kardeşti, bir ablaydı, bir evlattı, bir anneydi.10 yaşındaki oğlunu, henüz altı aylıkken giden babasına bıraktı.Son aradığında birazdan çıkacağım dedi.Hayatı boyunca tedbirli yaşadı,tedbirsizlikten öldü.Herşey olması gerektiğinden midir ölümün?
Ha bir eksik ha bir fazla dünya.Kimin için farkediyor ? Senin mi, bıraktıkların için mi ? En çok bir yıl mı sürüyor ölüm acısı ? Yaşayacakların daha mı zordu yaşadıklarından ? Ondan mıdır bizden önce gidişin ? Manikmiydin, depresif mi tam o anda ? En son kime, ne dedin ? Ne düşündün ? Herşey olması gerektiğinden midir ölümün ? Selam olsun sana bıraktıklarından. 27/09/2007 18:01,daha ötesi olmadı G.Y.için...

Yol Arkadaşım...

Yol arkadaşım gördün mü,
Duydun mu olup bitenleri?
Kıskanıyor insan bazen,
Basıp gidenleri
Yalnızlaşmışız iyice
Üstelik de alışmışız
Hiç beklentimiz kalmamış
Dosttan bile
Korkular basmış dünyayı
Şimdi bir semt adı “vefa”
Kutsal kavgalardan bile
Kaçan kaçana
Anlaşılır gibi değiliz
Tek bedende kaç kişiyiz
Hem yok eden, hem de tanık
Ne esaslı karmaşa
Ben sana küsüm aslında, haberin yok
Koyup gittiğin yerde kötülük çok
Kime kızayım, nazım senden başka kime geçer?
Benim sensiz kolum, bacağım, ocağım yok
Sen esas alemi seçtiğinden beri
Ben o saniyede bittiğimden beri
Dünya bildiğin dünya, dönüp duruyor işte
Uzun uzun konuşuruz birgün son İstanbul beyi
Yol arkadaşım, nerdesin?

S.Aksu

Söz vermiştin oysa yeni evimi görmeye gelecektin, söz vermiştin

08 Ocak 2010

Zaman heyhat !

Zaman ki bazılarının geçmesi için dil dökülür yaratıcıya,kendine.

Zaman ki bazı anların durması beklenir.

Zaman ki sabah olsun,akşam olsun,gün bitsin,yıl geçsin denir, zaman ki o zaman "an" olursa öylece kalsın denir.

Zaman ki o sabah , o gün, o yıl dilenmez , zaman ki hep o "an" a gidilir.

Zaman ki anlar arda arda görünmez sabah olmaz,akşam olmaz o an'lar.

Zaman ki "an"lardır da sabah deriz,akşam deriz gün deriz.

Zaman ki Nietzsche der ki ; Aslında hep aynı zaman döner.Her an sürekli yaşanır,hiç bilinmeden.

Zaman ki koşarak , yürüyerek yakalayamazsın,durmak zorundasın.

Zaman ki bakmak ,görmek ,duymak zorundasın.

Zaman ki tam o "an" da kalmak zorundasın,durması için...

Zaman ki ;

"Sadece olacak olan olur"... 

03 Ocak 2010

Zaman;

Bahis konusu olan 'seni seviyorum' cümlesi bir dosta,arkadaşa,anneye-babaya v.b.değil,sevgiliye söylenen cinsten olup,tarafımca hiçbir zaman doğru zamanda doğru kişiye söylenememiştir.

Ç. 03/04/1995

Zaman, heyhat.

02 Ocak 2010

Farkındalığı Getiren

"Yedi yüz yıl boyunca üretildiği işi yaptıktan sonra aslında ne için var olduğunu keşfedecek."

Wall-E filmini izlediğimde ve duvarıma astığım posterini her gün okumaya başladığımda çok üzüldüm wall-e için.Aynı şeyi yaptığını bilmeden 700 yıl boyunca aynı işi yapmak. O bir robottu ne de olsa, nereden bilebilirdi! Sloganın devamını okuduğumda ; "ne için var olduğunu keşfedecek!" Yedi yüzyıl sonra.

İnsan olduğunu anladım onun. Aynı işi yapmak hergün,keşfemek bir gün.Anlamı bu mu var oluşumun ?dedim.Varoluş suçluluğu denilebilecek bu duygu anlamlı bir yaşamı gerçekleştirememiş olmaktan kaynaklanabilir mi? Yaşadığım bu şehir olmak istediğim yer mi ? Yaptığım bu iş? En iyi yapabileceğim bu mu? Hissettiğim bu hiçlik, daha fazlası var mıydı? Tanıyor muydum o duyguyu. Var olduğum hatırlatılmış mıydı bana daha önce?

Bakamıyorum geleceğe. Bakmak istemiyorum. Burda, şimdiki gibi kalayım. Öyleydik işte dünyada ; küçük insanlar videosundaki gibi.

Her insan kendi benliği ile yüzleşmeyi göze alabildiği ve değişmeyi istediği oranda değişebilir. Bu, oldukça yavaş ve ömür boyu süren ama hiç bir zaman tamamlanamayan bir süreçtir.Ve insan, evrim denilen süreci, takılmış olduğu yerden harekete geçerek ,yeniden işletmeye başlar. Nasıl yaşamakta olduğumuzu fark edebilmek onun geçmişe dönük nedenlerini açıklayabilmiş olmaktan daha önemli midir? Zaman o zamandı. Aslen ,yanlış yaşamak için doğru yoktu. Yanlış yanlıştır. Nedeni aramak ne yersiz.!...
Zaman;

01 Ocak 2010

Bengi İz

Bir kahkahayla silkindim
dalıp gittiğim mektuptan;
yaşam hep böyle uyarır bizi,
katıksız neşeye dönüşür
altunî bir sesle
en derin kederler;
mutlu bir düşteymiş gibi
zamanın dibinden gülümser,
artık yanaklarından öpemeyeceğimiz
sevgili yüzler.

Budur odaya süzülen mehtabın,
kurumuş eski çeşmenin
açıklayıp durduğu bilgelik ve giz

Sevinç de olgunlaştırır kalbi
acı ve ayrılık gibi;
süzülüp dibe çökeldikçe anılar
anlarız ki
çürüme ve tohum süreçtirler.

Yine de yetmez zaman
gecenin ve kitapların söylediğini çözmeye,
kaç kent, kaç aşk terk edilmiştir;
sinmiştir ölümler
satırlara bir koku gibi;
hep bir şeyler kalmıştır geride
asla unutmak istemediğimiz

Yüzyıllar içre konuşur farklı Yazılar,
solar, yıpranır meşin ve parşömen
bellekte kalır o bengi iz.

A.Oktay

Yeni Yılın Kutlu Olsun.