Hermann Hesse etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hermann Hesse etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Eylül 2011

Başlangıçlar ve Sonlar: Bozkırkurdu

Afa Yayınları,1993 3.Baskı
208 sayfa.
Yazar: Hermann Hesse
Orjinal adı : Der Steppenwolf  

Başlangıç: O gün de diğerleri gibiydi. Her zamanki sade ve içine kapanık yaşamımı sürdürerek günü tüketmiştim. Bir iki saat çalışmış, eski kitapları incelemiş, iki saat kadar yaşlılara özgü sızılar çekmiş, ilaç içmiş ve aldığım tozun etkisiyle ağrılar dinmeye başlayınca sevinmiş, kendimi sıcak bir banyonun rahatlığına uzun süre kapıp koyvermiş, üç kez postacıyı kabul etmiş ve ilgimi hiç çekmeyen mektuplara göz atmış, soluk alma egzersizlerimi yapmış ama tembellikten düşünme egzersizlerine ara vermiş, bir saatlik yürüyüş sırasında gökyüzünde gezinen olağanüstü güzellikteki bulut şekillerini izlemiştim. Çok zevkliydi. Eski kitapları okumak ve sıcak suda yatmak da öyle. Ama tüm bunlara karşın, büyük hazların duyumsandığı, mutluluk ve sevinç yüklü bir gün değildi.  Çoktan beri yaşamımı belirleyen, oldukça hoş, oldukça dayanılabilir günlerden biriydi yalnızca. Durumundan pek hoşnut olmayan orta yaşlı bir beyin, aşırı sızılar duymadan, önemli bir sorunu olmadan geçiştirdiği günlerden biri. Albert Stifter'i örnek alıp traş olurken kaza süsü vererek intihar etme zamanının gelip gelmediğini acılar ve huzursuzluklar içinde kıvranmadan, sakin ve gerçekçi bir tutumla düşünebildiğim ve umutsuzluğun derin uçurumuna düşmediğim sıradan günlerden biriydi işte!


...

Ve son : Bir gün oyunu daha iyi oynamayı öğrenecektim, gülmeyi de. Pablo beni bekliyordu, Mozart da.

not: Nedir bu dizi yazının amacı derseniz; işte burada.

23 Şubat 2011

Alıntılar...

Herman Hesse " İnanç da Sevgi de Aklın Yolunu İzlemez" kitabından 1999-2000' lerde altını çizdiklerim : 



"Bir insandan nefret edip ona kin duyuyorsak, aslında onun şahsında kendi içinizdeki bir şeyden nefret ediyor, buna kin duyuyoruz demektir. Kendimizde var olmayan bir şey bizi kızdırmaz."


"Bütün gücünüzle kendinize uygun bir yaşam biçimini arayıp bulmaya çalışınız, bunun için tüm "görevlerinizi" savsaklamak gerekse bile bundan vazgeçmeyiniz.Görevlere kutsaklıklarının tümünü değilse bile büyük bir bölümünü kazandıran, özel yaşam uğrunda savaş cesaretindeki eksikliktir."
"Korkunun tek nedeni, insanın kendi kendisiyle bir birlikteliği gerçekleştiremeyişidir."


"Yalnızlık, yazgının insanı kendi kendisine ulaştırmak için başvurduğu yoldur."


"Yaşam anlamsız, acımasız, aptalca, ama yine de görkemlidir, insanla eğlenmez. (bunun için us sahibi olması gerekir çünkü), beri yandan insana bir solucandan daha çok ilgi duymaz, özellikle insanın doğanın bir kapris ürünü ve zalim bir oyunu olduğu görüşü, insanın kendisini çok önemsediğinden içine düştüğü bir yanılgıdan başka bir şey değildir. Bir kez biz insanların işinin doğadaki bir kuşun, bir karıncanınkinden daha zor değil, tersine daha kolay ve daha güzel olduğunu görmek gerekiyor. Bir kez bizler yaşamın acımazsızlığını ve ölümün kaçınılmazlığını sızlanıp yakınarak değil, bu umarsızlığın tadını çıkararak kabullenip benimsemek zorundayız. Ancak doğanın tüm iğrençliğini ve anlamsızlığını benimsedikten sonra, bu hoyrat anlamsızlığın karşısına dikilip onu anlamlı bir nitelik kazanmaya zorlayabiliriz.Bu, insanın üstesinden gelebileceği en yüce ve biricik şeydir. Geri kalan şeyleri hayvanlar insanlardan daha iyi başarır.
Anlamsızlık nasıl bir solucan için bir üzüntü kaynağı oluşturmuyorsa, insanların çoğu için de asla bir üzüntü kaynağı sayılmaz. Ne var ki, bu üzüntüyü duyup bir anlam arayışına soyunan az sayıdaki kişiler insanlığın anlamını oluşturur."


"İnsan dışarıdaki kör bir gücün oyun topları değil, doğarken yanında getirdiği yeteneklerin, güçsüzlüklerin ve diğer kalıtımsal özelliklerin toplamıdır. Anlamlı bir yaşamın amacı içteki sesin çağrısını işitmek ve bu çağrıya elden geldiğince uymaktır. Dolayısıyla, izlenecek yol, kendi kendini tanımak, ama kendini yargılayıp değişmek istemek değil, yaşamı, içimize sezgi olarak önceden yerleştirilmiş biçimine elden geldiğince yaklaştırmaya çalışmaktır."


" Bir anlatıda doğru olan, her vakit dinleyicinin inandığı şeydir ancak." 

" Başka nedenler bahane edilse de, hayatta yapılan şeylerden pek çoğu kadınlar için yapılır." Bu cümleyi de Hesse'den duymak hoş hani...


Birinci dünya savaşında Alman militarizmini protesto etmek için İsviçre'ye yerleşen 1877 Almanya doğumlu Herman Hesse 1962 yılında İsviçre'de ölmüştür.Doğu edebiyatına olan yatkınlığı ile Zen ve Budizm akımları arasında en çok okunan yazarlardan olmuştur. Savaş, kitaplarının yakılması ve savaş esirlerine yardım konusundaki çabalarından dolayı çok yorulmuş ve bunalıma girmişti. Jung'ın öğrencisi Lang ona psikanalize başlaması kitaplarına özellikle Bozkırkurdu, Sidarta, Narsizz ve Goldmund 'a oldukça yansımış, şiirsel iç dünyasını zenginleştirmiştir.Barışseverliği ve insan yaşamını irdeleyen felsefesi ile oldukça okunan bir yazar olmuştur...