26 Ocak 2026

Yazıyorum

Dün gece rüyamda yazı yazıyordum. Yazarken yazmayı ne kadar özlediğimi düşünüp ne yazdığımın aslında hiç de önemli olmadığını sadece düşüncelerim ve ellerim arasında gidip gelen kelimelerin akışını nerdeyse fiziksel olarak hissettiğimi, bu akışın uyumunu özlediğimi, kelimeleri yerleştirmek, dağıtmak ve yeniden düzenlemekten ne kadar keyif aldığımı yazıyordum. Anlatacak ne çok şeyim olduğunu ama neden yazmaya başlayınca çoğunun önemsiz hatta anlamsızlaştığını düşünüyordum. Sadece C. geliyordu aklıma bir kıskançlıkla hatta, nasıl da günlük, haftalık, aylık programlarla yazıyor ve buna yemek içmek gibi bir güdüyle zaman ayırıyordu.

Rüyamda yazarken bir ana fikir ve hikayem de vardı, sanmayın ki sadece yazıyordum; korku filmlerinde sis perdeleri arasından geçen insanların el yordamıyla yürümelerini andıran buğulu kelimelerle ellerim hareket etmiyordu. Aksine güneşin ilk ışıklarının vurduğu bir göle tepeden hayranlıkla bakan, gölü ve etrafındaki ormanı ve renkli çayırları, aldığı derin nefeslerin şükranlığıyla izleyen bir bilincin canlılığıyla  yazıyordum. Ancak yazarken konuyu bilmediğim gibi şimdi de hatırlamıyorum. Yap-boz parçaları gibi masaya, ayaklarımın yanına, kafamı çevirdiğim her yere dağılmıştı. Minik'in âlâ ciddiyet akan ama benim sesli güldüğüm bütün davranışları, ülkenin gündeminde düşmeyen, kaygı ve takıntılarımı besleyen haberler, dostlarımın vefasızlıkları, yeni tanıştıklarıma gösterdiğim soğuk yanlarım ve izlediğim diziler, filmler... Ne yazarsam yazayım kalbimde bir gülümseme ile yazıyordum. 

Ancak sabah oluyor, iş ekrana bakıp yazmaya geliyor, açıp açıp kapatıyorum ekranı. Bomboş görünüyor ekran, tıpkı olduğu gibi. Tıpkı camdan baktığımdaki gibi, tıpkı sabahları gözümü açtığımdaki gibi. 

Bu senenin ilk günü, Kadıköy, İstanbul 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder