Temmuz 31, 2014

Kahkaha Mevzuu

Adını hatırlamıyorum. Hatırlamadığım için de üzgünüm şu anda. İnsanlar isimleri ile hatırlanmalı. Ben böyle düşünürüm. Öyle olduğunda, onları anan en son insan ölünceye kadar hayatta kaldıklarına inanırım. -Eski bir roma atasözü de böyle der zaten: "Sizi anan en son insan öldüğünde unutulursunuz."- Umarım benden başka anımsayanı vardır.
Ben oniki-onüç yaşlarımda iken, o galiba yirmibir-yirmiiki yaşlarında idi. Belki daha da küçük. Bana çook büyük bir abla gibi gelirdi. Yirmili yaşların altında iseniz, yirmili yaşların üstü size çook ilerde bir zaman gibi gelir. Belli bir yaştan sonra da, ne bileyim, otuz civarından sonra olabilir, aynı yaştasınız gibi gelebilir. Sanırım aradaki yılların çokluğu değil, paylaşılabilen "zaman, şeyler" belirliyor aradaki zamanı.

Adını hatırlamıyorum diyordum, yine yoldan çıkmışız. Bizim evin iki ev uzağında oturuyorlardı. Ara sıra karşılaşırdık. Ayak üstü sohbet ettiğimizi hatırlıyorum, bir de okuldan geldiğimde onu hep pencereden bakar gördüğümü. O, ilkokuldan sonra gönderilmemişti başka. Evde bir abisi, annesi, babası bir de o vardı. Arkadaşım değildi ama onu çok az tanımama rağmen sevdiğimi, kendime yakın hissettiğimi, sessizce bana bir şeyler anlattığını hissetmişimdir hep. Ortaokul bitince onu bir daha görmedim. Lise için başka bir şehre gitmiştim. On yıl oluyor aklıma geldi bir gün, anneme sormuştum "hani bir abla vardı, evden pek çıkmazdı, ne oldu o, evlendi mi, bir yere gitti mi", demiştim. Annemin yüzü değişmiş, elindeki dantel oyasını bir an bırakmış "ayy, o kız kendini astı ya kızım, odada kendini asmış bulmuş annesi bir gün.", deyivermişti. Ben, sonradan şaştığım bir sakinlik ile "Niye!?", demiştim. "Bilmiyorum ki kızım ya, biri mi varmış, babası mı yakalamış, oğlan bırakıp gitmiş mi, sahip mi çıkmamış, tam bilmiyorum", dedi... 

Havva'dan beri insan soyunun "namusu" kadınların iki bacağının arasında.
Bütün dinlerde bu böyle. Dinler de bu böyle aslen. Hıristiyanlığın engizisyon mahkemelerince yakılan "cadıları", islamiyetin hocalarınca verilen recm kararları, hatta pagan dinlerinde dahi- ki paganizmde kadın kutsaldır-, bazı kötülüklerin kadından geliyor olması... Niye Havva'dan daha uzağa gidiyoruz ki zaten; insanın cennetten kovulmasının nedeni Havva'nın Adem'i kandırması değil midir? Erkeğin kadınlarla ya da kadınların yüzünden suç işlemesinin, ya da kadını "istemesinin" sebep-i nedeni hep kadınlar. Zorla istemesinin bile... Kadınlar yüz vermezse erkek astarını istemez... Söylemler hep kadını suçlar; -o saatte orada ne işi vardı, neden o şekilde giyinmişti, gitmeseydi, açmasaydı, göstermeseydi.- İşin acı tarafı: kadınlar da kadını suçlar... Gönülsüz olmasının, hayır demesinin hiç anlamı olmaz neredeyse. Kadın hep başka şekilde evet diyordur nasılsa!.. Bakış açısı o taraftan olunca, örneklerin ya da olayların bir önemi yok. Toplum içinde kahkaha atmasın kızlarımız da denir, erkek gördüğünde yüzü kızarsın başını önüne eğsin de denir.

Daha söyleyeceklerim var bu konuda ama çok uzadı, konu da dağılacak, kesmeli bir yerde. Misal; başka toplumların uygulamaları, bakış açıları, tahrik ne demektir, gibi gibi. Yalnız şunu demeden edemeyeceğim, "kendini bil-nefsini bil" gibi düsturlara sahip doğu islam toplumlarında neden " tahrik olmak" bir suç-günah değildir? "Tahrik edeni", suçlamak işimize mi geliyor? Ve, ne demektir tahrik etmek?

Çoğunlukla, bu konularda yorum yapmak, konuşmak istemiyorum. Bir yaptırımı olmayacaksa konuşmak kendini rahatlatmaktan başka bir şey değil bazen, ve kendini rahatlatmak daha rahatsız edici geliyor. Belki yazı, kim bilir, fark eder... 

2 yorum:

  1. Çoğu kişi kendini namuslu görüyor lakin kendi içlerinde fırtınalar kopanlar da var. Toplum baskısı bunu körüklüyor. Çünkü namus, toplumun uydurduğu ve dayattığı bişe bence.

    YanıtlaSil
  2. Merhaba Uyumayan Ses,
    Namus diye bir şey var bence de, tanımı uyduruluyor ya da yanlış ifade ediliyor.
    Selamlar, teşekkürler katkı için.

    YanıtlaSil