Mart 20, 2017

Akıldan Müziğe

Bir süredir bunu düşünüyorum; bunca kötücüllüğü yaratan insan aklının bir sınırı olmalı. Bunca kuralı ve düzenlemeyi getirmişse eğer Tanrı, insan aklına da bir sınır getirmemiş olması akla hayale sığacak şey değil. Eğer getirmediyse, ki öyle öyle görünüyor, ya biz bir yerlerde Tanrı'yı kaybettik, ya da aklımızı... 

Aşağıdaki müzik bir Balkan türküsü. Kimin nereye ait olduğu karmakarışık bir coğrafyada bugün Bulgarlar ve Makedonlar bu türkünün kime ait olduğu konusunda kavga halindelermiş. Hatta Bulgarlar türkünün %110 kendilerine ait olduğunu söylermiş. Acının acı üstüne bindiği, soykırımından kitlesel katliamına her türlü insan kötülüğünü görmüş bir coğrafyanın acısından delirmiş türküleri üzerinden hâlâ kavga ediyorsa insanlar, tüm müzikleri de sadece dinleyenine aittir bence. Türkü Makedoncadır, ve Bulgarlar bu türküyü Makedonca dinlermiş.


Ben de son günlerimi bir ağaç altında bu teyze gibi geçirmek istiyorum:-)

14 yorum:

  1. Süpersin, çok iyi geldi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler :-) Bu aralar çok yoğunum ben maalesef, çok okuyamıyorum, kusura bakmayın. :-(

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. Evet. :-) Bu aralar çok yoğunum ben maalesef, çok okuyamıyorum, kusura bakmayın. :-(

      Sil
  3. Belki akıldan çok var olan gerçeklik sınırlıyordur bizi. Akıl da ona uyum sağlıyordur.
    Ve acı dolu bu gibi şarkıları dinlerken huzurlu olurum çoğu kez. Belki acıların bitmesinden ya da tarihe saygımdan. Aze, sayende bir şarkı ve gerçekliğini öğrendim. Şarkılar biriktirmeyi severim. Akıl işte, kendi sınırlarım içinde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Serkan,
      Ben teşekkür ederim yorum bıraktığın için. Kusura bakma cevaplayamadım yoğunluktan.

      Bir şeylerin çok az farkında olduğumuz bir ger çek :-)

      Sil
  4. Bir sınır olmalı diye ben de düşünmüştüm. Ve sonuçta, bulduğum en uç sınır ölüm. Bir insanı en fazla öldürebilirsin. Hemen veya yavaş yavaş, yıllarca psikolojik olarak veya bir anda bir silahla, bir patlamayla. Yavaş yavaş belki parça parça kopararak... Ama en fazlası öldürebilirsin. Bence sınır bu. Bence ölüm sırf bu nedenle var. Ama öldürdüğünde de Tanrının işine karışmış oluyorsun. Onunda cezası büyük. Bir insanı öldüren, bütün insanlığı öldürmüş olur, çünkü senden sonrası senin yaptığın acımasızlığın üstüne bir taş daha koymak ister. Ve bu böyle sürüp gider. Çeşitler artar, sınır yok zannedersin, umutsuzluğa düşersin. Oysa, Tanrı belki en baştan güvenmemiştir insana. Ve kötülüğe bir sınır getirmiştir. Bütün insanların toplanacağı bir cenneti aslında en baştan hiç tasarlamamıştır. Çok mu acımasız oldu bilmem, ama katliamları, cinayetleri, işkenceleri duymak ve her seferinde bu kadar olamaz dedikçe ve her seferinde daha kötüsüne tanık oldukça, aklıma gelen düşünce bu. S.Şahin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Söyleyecek söz bulamadım arkadaşım. İlk cümlelerine bir şey diyecektim, sen devamında tamamlamışsın zaten. Benim de "inanmaya" dair fikirlerim değişiyor son zamanlarda.
      Selam ve sevgiyle,

      Sil
  5. şarkı çok güzeldi.
    kötücüllük, vahşilik insan tarihinin her döneminde var. pek bir fark olduğunu sanmıyorum..
    yağma, talan, işgal, ganimet, savaş, şiddet.. insan tarihinin her döneminde en çok sevilen şeyler..

    YanıtlaSil
  6. Merhaba Aze.

    Bulgarca ile Makedonca aslında aynı dil. Birkaç küçük fark var aralarında. Farklı iki ülke olduklarından dillerini de farklı adlandırıyorlar. Başka örnekleri de var bu durumun, Farsça ile Tacikçe gibi, ikisi aynı dil.

    Bugün kendine Makedon diyenlerle Büyük İskender zamanındaki Makedonlar da aynı değil. Kuzey Makedonya'ya yerleşen Bulgarlar zamanla -ve günümüze kadar- Makedon diye anılır olmuş. Zaten de Bulgariya ile Makedonya komşu coğrafyalar.

    Selamlar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba. Çok aydınlatıcı oldu Sokrates'in yeğeni. Haliyle hakimsiniz o bölgeye. Unutmuşum ben bu detayı. Sağolun.

      Sil
  7. Ne kadar güzelmiş türkü, acı topraklarda sesler de farklı..

    YanıtlaSil