Aralık 07, 2014

*Tek yaptığımız tutanak tutmak, gerisi takdir-i mutlak...

Beni bilenler nasıl bir Yeşilçam sineması hastası olduğumu bilirler. Bir çok filmi tekrar izlemişliğim, izlemediğim filme rastladığımda şaşmışlığım çoktur. Son bir kaç haftadır kah isteyerek kah sırf sıkıcı bir işi kolay atlatmak için aynı anda film izledim. Yeni dönem sinemasından bunlar.  Kısa kısa üzerlerinden geçmek geldi içimden müsadenizle efendim. Buna girizgah yaparken dahi Yeşilçam sinemasıyla girmeden edemiyorum bakın. Öyle severim, ne yapayım. Geçen akşam sinemaya gittim. Sinema salonu girişinde Vesikalı Yarim filminin afişi vardı, bakarken filmin girişini kaçırdım, o kadar severim yani.


İşte, son zamanlarda izlediğim yeni Türk sinemasından bende kalanlar;
Unutursam Fısılda'yı izledim geçen akşam. Güzel ama bir Mustafa Hakkında Her Şey, değil. Çağan Irmak'ın en güzel filmidir benim nazarımda. En kötüsü de Issız Adam'dır diyebilirim. Hala yeri geldi mi soruyorum; o filmde ne zaman aşık olup, ne zaman ne yaşadılar, biri bana anlatsın lütfen. Bu filmde bir, Hümeyra'nın, hayatın ve tutkuların peşinden gitmekle ilgili bir nutku var; izlenmeli, bir de son sahne de yaşlanmış bir sanatçının hüznü ve kardeş sevgisi var, görmeye değer. Onun dışında sıradan bir film. Daha doğrusu başkası çekse daha olumlu eleştiri yapabilirdim, ama Çağan beyden beklentim yüksekti. Ona has sahne geçişleri, otantik anlatımlar vardı ama biraz tekrar kalmıştı artık.
Çok komik filmdi Pek YakındaNiye olumsuz eleştiriler aldı daha çok ve neden gişe başarısı düşüktü anlamadım şahsen. Cem Yılmaz benim gözümde kendini yönetmen olarak ispatlamıştır gayri. Zeki bir adam kendisi. Nereye bakacağını, nereden yakalayacağını, nasıl konuşacağını konuşturacağını, neyin espri olduğunu, neyle dalga geçeceğini iyi biliyor. Sevmediğim filmleri de vardı, ama Pek Yakında filmi, çok naif, çok komik, çok keyifli bir komedi olmuş. Hep aynı oyunculara rol verdiğine dair eleştiriler almış. Bırakın a dostlar, ne olmuş, iyi oynadıktan sonra ne hoş olmuş olmuyor mu!?
Bu İşte Bir Yalnızlık Var; eğri oturup doğru konuşalım lütfen dostlar. Romantizm bu mudur? Özgü Namal'ın oyunculuğunu çok beğenirim. O bile yetmemiş filmi kurtarmaya. Engin Altan Düzyatan, oyunculuk yapmasan olmaz mı? Bu izlediğim ikinci ya da üçüncü filmin ama gel sen başka bir alana yoğunlaş, hı? Hani, bazen bazı şeyler için yetenek gereklidir ya, e, olmayınca olmuyor işte. Mandıra Filozofu; Eh işte. Bence komik değildi. Anlattığı şeyleri anlatan çok daha iyi film olsun, kitap olsun, tiyatro olsun sanat eseri var. Yine de, yüzüncü kez de olsa iyi işlenebilecek bir konuydu. Tekrardan öteye gidememiş. Dümdüz anlatmış, hikayesi yok. Hele o; yok efendim niye uçağa biniyor muşuz, o zaman yoldaki güzellikleri, organik peyniri, sütü, yumurtayı, sebzeyi kaçırırmışız. E ama lütfen, uçakla böyle bir karşılaştırma abesle iştigal değil de nedir? Aklına örnek gelmiyorsa verme. Kim sana ne diyecek.
Labirent; yönetmen Tolga Örnek. Son zamanlarda izleme
Vesikalı Yarim, Halil'in Sabhiha'yı gördüğü an.
listesine aldığım yönetmenlerden. Bir kere tekniği çok iyi. Hareketi nasıl anlatacağını, oyuncuyu nasıl kullanacağını, kamerayı yönetmeyi çok iyi biliyor. Bu açık. Kaybedenler Kulübündeki geçişleri, elektriği düşünün. Aynı şey Labirent filminde de var. Geçen gün ev temizliğime hareket katsın diye tekrar izledim. Timuçin Esen hatırına bir kaç kez daha da izleyebilirim. Efendim, şöyle izah edeyim durumu; bir erkek, nasıl anlatsam, "bakabiliyorsa", baktığında konuşmasına gerek kalmıyorsa, bana bir 'şeyhler' oluyor o zaman... İçim titreyiveriyor, kalp atışım bir kaç sayı artıyor.  İşte Timuçin beyin her rolü öyle bende. Ama hayatta ve sanatta, dahasını görmediğim bir bakış vardır ki!..  İzzet Günay'ın Vesikalı Yarim'de Türkan Şoray'ı ilk gördüğü sahne... Deyin ki bana bir erkek bir kadına ilk görüşte aşık olursa nasıl bakar? İşte böyle bakar...

Neredesin Firuze; beğenmeyenin karşısında vallah kavak ağacı gibi dikilebilirim. Şarkılı-türkülü bir şölendir. Ezel Akay'ın her filmini sorgusuz izledim, hepsini de beğendim. Müthiş renkli, müthiş yaratıcı bir yönetmen. Bu filmini de yine bilmem kaçıncı izledim geçen gün. Ne komik, ne hüzünlü bir filmdir. Mesela, Özcan Deniz'in oyunculuğunu pek sevmem, ama role oturmuş, rol de onu kavramış. Ben buna yine Akay'ın becerisi diyorum. Müzik piyasasını nasıl da güzel özetlemiş bize. Bir de Ezel beyin filmlerinde hikaye olmasa da olur bir haller vardır. İnsanlardan yapılı animasyon gibi, masal gibi renkli ve heyecanlıdır. Ben ilk bu nedenle severim. Filler ve Çimen; rastgele seçip izledim bir can sıkıntısı günümde. Derviş Zaim'den izlediğim ilk filmdi. Hem konu, hem işleyiş hem de oyuncular çok iyiydi. Bildik bir politik hikayeyi güzel kurgulamış. Ne büyütmüş ne küçültmüş, sanki olduğu gibi ama güzel hikayeleştirmiş. Sevdim. Vizontele Tuuba; yine tekrar izlediklerimden. Kaçıncı, hatırlamıyorum. Her seferinde gülerim, hüzünlenirim, sinirlenirim, düşünürüm, üzülürüm. Severim insanları yine yeniden ve de kahrolsun bazı insanlar derim. Yılmaz Erdoğan komik olanı anlatmayı iyi biliyor. Belki bu hikaye çocukluğunun anıları olduğundandır bilemiyorum ama, her bir karakter ayrı güzel. İyi de bir oyuncu aynı zamanda. Kelebeğin Rüyası; dram konusunda komedi kadar iyi olduğunu söyleyemeyeceğim Yılmaz bey'in. Fazla kasmış. "Oscar" alırız belki diye ne anlatacağını şaşırmış sanki. Verem var, Zonguldak maden işçileri var, ikinci dünya savaşı var, yoksulluk var, aşk var, var da, ama hiç biri yok. Hepsini eğreti tutmuş. Bir tek şiirin elinden sıkıca tutmuş. Şiir severler izlesin derim, bir şey kaybedilmez, çok ta hoş olur. Şiir aşkı bir tek çok güzel verilmiş filmde. Bahsi geçen şairler kurgu değil. Muzaffer Tayyip Uslu ve Rüştü Onur'un gerçek hayatından kesitleri içeriyor film. Şiirlerinden de örnekler var. Detaylar düşünülmüş, çaba, emek verilmiş belli ama bir şeyleri yanlış yapmış sanki Yılmaz bey. Birilerine çok özenirsiniz de filmde bir yapaylık, olmamışlık olur ya, öyle bir şey vardı. Oyunculuklar iyiydi diğer yandan. Mert Fırat'ı genelde de çok beğenirim mesela. İzlemiş olduğuma memnunum sonuç olarak.

Efendim, gelelim, şair adı başka, yönetmen adı başka enteresan yeni dönem yönetmenimize: Onur Ünlü. Deli olduğunu düşünenler olabilir. Kendinin bunu umursayacağını hiç sanmıyorum, okuduğum, izlediğim kadarı ile. Belli, hayatla bir derdi var. Karşılıklı bir kavga halindeler. O ona vuruyor, Onur Ünlü ayağa kalkıyor hayata vuruyor gibi. "Kral Çıplak" durumunu satır arasından çok güzel anlatabilen biri, naçizane bence. Her filmini izledim. Geçenlerde, Sen Aydınlatırsın Geceyi,  bir kaç gün önce de Beş Şehir filmini. İkisi de harika. Şimdi, insanlar aşık olunca midelerine bir sancı girer gibi olur ya hani? Sevdiğini görünce ayakları yerden kesilir falan da denir. Uyuşturucu alınca da benzer şeyler oluyormuş derler. Sen Aydınlatırsın Geceyi filminde uçuyor bir çift havada. Bildiğin öyle uçuyor. Benim mideme bir şey oluyor sana da oluyor mu diyorlar birbirlerine hatta. E, uçar demiyor muyuz, uçuyorlar işte! Bence bu da bir ironidir ve güzel bir ironidir. Bir başkasının elinde saçma sapan bir anlatıma dönüşecek konular onun elinde sanata dönüşüyor, yine naçizane bence. Güneşin Oğlu diye bir filmi vardı mesela, bildiğin güneşin oğlu oluyordu insanlar. Ama, diyorum ya; satır araları, işte onu çok güzel anlatıyor. Beş Şehir ise, çok keyifli, çok aşık, çok aşklı, çok hüzünlü, çok ölümlü, çok güzel bir film. İçinde geçen şarkıları defalarca dinledim. Oyuncu seçimleri de farklı ve güzel. Gizli yetenekleri iyi biliyor. Filmde konuşan ve tavsiyeler veren, Heideger okuyup sigara içen bir kedi var. Diyorum ya, başkasının elinde rezalet olacak bir konu, onda "hikayeye" dönüşüyor, dönüşmüş. Hem hikayeler Tanpınar'ın Beş Şehir kitabından esinlenilmiş, bu da ayrı güzel.

Beş Şehir filminden bir sahne.

Böyle işte...

* Kelebeğin Rüyası filminden. 

6 yorum:

  1. Kelebeğin Rüyası hariç izlememişim diğerlerini :/

    YanıtlaSil
  2. Aaa, olmaz ki! :-))
    Lütfen uygun bir yerden başlayalım. O da tabii ki Yeşilçam sineması olur:-) Vesikalı Yarim'i şiddetle tavsiye ederim.
    Selamlar,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Aze :)) Sinema haricinde film izlemiyorum pek sanırım ondan izlemediğim film sayıları artıyor.

      Sil
  3. Sen bana bakma, sinema benim için hep çok özeldir ondan. Bir şekilde sanat hayatımızdan eksik olmasın yeter:)

    YanıtlaSil
  4. Mandra filozofunun ikincisini çıkardılar birincisinden daha kötü. İlk filmdeki o uçakla karşılaştırma sahnesiyle ilgili görüşlerinize katılıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Duymuştum çıktığını. Demek daha kötü. Tahmin ediyorum nasıl. Teşekkür ederim:)
      Selamlar,

      Sil