Nisan 24, 2020

Dünya Halleri

Bugünlerde biz insanlar ölümle karşılaştık. Tuhaf bir ifade oldu değil mi?
Bugünlerde biz insanlar sanki ilk defa ölümle karşılaşmışız gibi davranıyoruz.

Kasım ayında Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan grip belirtileri gösteren bir virüs bugünlerde hemen bütün ülkelere yayılmış durumda. Bugün itibariyle dünyada 2,5 milyondan fazla kişi covid19 olarak adlandırılan bu virüse yakalandı. Başlangıcından bu yana geçen altı ayda 180 binden fazla kişi hayatını kaybetti. En fazla ölüm sırasıyla; ABD, İtalya, İspanya, Fransa ve İngiltere'de görüldü. Mart ayı ortalarıyla bizim de içimiz dışımız virüsten korunma tedbirleri ve haberleri oldu. Bugüne kadar virüs nedeniyle 2 bin beş yüz kişinin vefat ettiği ve 100 binden fazla hastamız olduğu söyleniyor.

56 milyon kişinin öldüğü 2017 yılında 1.2 milyon kişi trafik kazaları,18 milyondan fazla kişi kalp ve damar hastalıkları, 8 milyon kişi kanser nedeniyle öldü. Ölümlerin çoğunun önlenebilir hastalıklardan kaynaklanması en dikkat çekici bilgi. Henüz binlerle ifade edilen bu virüsten korkumuz öyleyse neden? Bir çoğumuzun bu soruyu son zamanlarda tartışığını tahmin ediyorum. 'Henüz', olmasının korkusu mu? Hani desek ki insanlar insanlığını hatırladı, umarım... ölümden korkuyorlar, çok öldük yüzyıllarca... ölüm biçimi çok fena, daha kötüsünü de gördük, görmedik mi?

Tuhaf, anlaşılmaz şekilde, daha önce başka ölüm nedenlerine vermediğimiz tepkileri veriyoruz, tedbirleri alıyoruz; dünya'nın hemen her ülkesinde sokağa çıkma yasakları, evden çalışma sistemlerinin kurulması ama fabrikaların açık bırakılması, maskeler ve eldivenlerin vücudumuzun parçaları olması, el sıkışmayı ve sarılmayı bırakmamız, hapşıran, öksüren yoldaki insanlardan elinde silah varmış gibi kaçmamız, huzurevlerini terk eden hemşireler, kendi kendine ölen onlarca yaşlı, mülteci kamplarındaki salgın vakaları ya da ölümlerden bihaber bizler ve hükümetler, virüsle yüzyüze gözgöze çalışmak zorunda olan kişilerle diğer yandan evde kapalı kalmaktan canı sıkılan kimileri, çatıdan çatıya tenis maçları, balkondan balkona verilen konserler, içilen içkiler, görüntülü görüşme sistemleriyle kıyılan nikahlar vesaire vesaire. Daha önce komik, olmaz, hadi canım dediğimiz pek çok davranışın gündelik yaşamımız oluvermesi...

Zorunlu ihtiyaçların neler olduğu, yaşam şeklimizin aslında başka başka türlü de olabileceği pek çok detay belirdi akıllara. Ocak ayında varili (1 varil 159 litre) 70 dolardan alıcı bulan petrol bugünlerde 25 dolarlardan alıcı bulabiliyor ancak ve bugün petrolün litresi Türkiye dolar hesabına göre suyun litresinden daha ucuz. Kısaca, suyun petrolden pahalı olduğu günlere geldik Ey Romalılar! Hayat son ana kadar şaşırtabiliyor, sözünü kerelerce yaşadığımız günlerden geçiyoruz. Bakalım daha neler neler olacak... Önce sağlık, sonra iyilik güzellik... 

4 yorum:

  1. Değişim zamanlarında gelesin diye bir beddua vardı. o beddua bize vurdu galiba.. önce yaşadığımız ülkedeki büyük değişim.. şimdi tüm dünyada yaşanan yaşanacak büyük değişimler...
    tuhaf zamanlardayız...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Şahin, Tuhaf kelimesi bu zamanları anlatan en net kelimelerden biri olacak galiba.
      Sağlıkla hayırla günler dileyelim..
      Selamlar,

      Sil
  2. Ölü rakamları konusunda ben de benzer düşünmüştüm. Herhalde virüs yeni ve hızlı bulasıcı olduğu için bu kadar telaşlanıldı. Yürüyen tekerler yolda kalacak mı diye belki de telaslandı devletler en çok. Ekonomi yani. Birkaç zaman sonra sakin kafalarla düşünüp salgın hakkında tam bilgilendiğimizde yazacaklarımız ne olacak acaba?...

    YanıtlayınSil
  3. Gerçekten detarih içinden çıkıldıktan sonra geriye dönüp baktığımızda hem daha gerçek hem de daha anlaşılır oluyor galiba Narda. İnsanlar bunu da atlatacak ama umarım tüm canlılar için en uygun şekilde olur.
    Sevgiler, iyilikler.

    YanıtlayınSil