Şubat 04, 2013

Yeni Dünya 14: Kütüphaneler Yaşıyormuş

La Verne üniversitesinin kütüphanesi.
Üniversite hayatımda okulun kütüphanesine hiç gitmedim. Bir kütüphanesi olduğunu ve benim orada
bir kartım olduğunu, mezuniyetim esnasında "vereceğiniz kitap var mı?", dediklerinde anladım. 
İstanbul'a gelince, feleğim şaşmış, "bu nasıl şehirdir, Tanrım!" derken okul bitmişti zaten. Şimdi, bundandır herhalde bu saflığım ya da aptallığım diyorum ya, bilemiyorum tam neden. Oysa, bir kış çok kar yağmıştı, zamanlardan Şubat tatiliydi, on beş gün yurtta neredeyse mahsur kalmıştım da, okuduğum Bereketli Topraklar Üzerinde romanını yavaş okumaya başlamıştım.

Şimdi buralardaki deneyimimden sonra anlıyorum ki, İstanbul'a ya da başka büyük şehirlere, şehir dışından gelen öğrenciler için  üniversite yönetiminin ilk işi, okul ve şehir tanıtımı yapmak olmalı. Öğrenim verimliliği için kesinlikle gerekli. Kafanı uzatsan dükkanlarını sayacağınız şu küçücük üniversite ve kasabada adamlar bize yarım gün okul turu yaptırdılar. Şehir tanıtım slaytları izlettiler. İşte, o zaman, daha ilk gün öğrendim ki, okulun bir, kasabanın bir olmak üzere iki kütüphanesi varmış. Gidip vakit geçirebileceğimiz, ders çalışabileceğimiz. İlk günlerimdi. Hadi şöyle bir gezeyim, ne var ne yok içeride dedim. Bir kadın, "Aradığınız bir şey var mı, Yardımcı olayım?", dedi. Söyledim bir şeyler. Aradı, taradı, buldu. Sanki, biri gelse de yardımcı olsam gibi bir hali vardı. Sıkılmış, beni gördüğüne mutlu. Bulduk bir kitap. Henüz kartım çıkmadığı için kitabı dışarı çıkaramazmışım. Ben, yorduğum için, bilmediğim için özür üstüne özür diledim. Hiç bir sitem ve kızgınlık yoktu yüzünde. "Bilemeyebilirsiniz, işim bu, hiç endişelenmeyin", dedi. Nasıl da alışmışım azaralanacağıma. Diyorum ya, bazen sadece görev anlayışı ile yaptıklarını bilseniz de, bu anlayış ve nezaketleri size haklarınızı hatırlatıyor ve hoşa gidiyor. Buradaki yüksek lisansa başlayınca yaşadığım kütüphane deneyimim de işte burada.  

Çalış bakalım.
Yine de kendime çok görmedim bu kütüphane eksikliğimi. Eğitim sistemimiz kahrolsun diyorum. İlk başlarda, alışkanlıktan olsa gerek odada ders çalışıyordum. Giren çıkan, salondan gelen gürültüler, iki de bir şey içmek -yemek için kendime ürettiğim bahaneler, bir bakıyordum gece yarısı olmuş, daha bir şey çalışmamışım. Bizim çinliler okuldan gelir gelmez bilgisayarını çantasını kapıp kütüphaneye gidiyordu. Ben, bir de araplar odada daha verimli ve keyifli olacağı hususunda ısrarlıydık bir tek. 
Baktım olmuyor, e, gidelim o halde dedim. Sessiz ve kitaplarla bir ortam. Herkes bir şeyle okuyor ya da yazıyor. Sen, belki on, bilemedin onbeş dakika etrafa bakıyorsun, diyelim tembellik ya da kaytarmak için, baktın kimseden tepki yok, bari çalışayım diyorsun. Hiç bir şey olmazsa bu sebeple dahi saatlerce çalışabiliyorsun yani. Olmadı, biraz ayaklarını uzatıp kitap okuyorsun, olmadı bahçeye çıkıp güneşe bakıyorsun, geri dönüp devam ediyorsun. Kütüphaneler güzelmiş ve ben bunu dünyanın öteki ucunda (tam olarak öteki ucu) fark ettim. Kahrolsun..., neyse işte sebep.
Orjinal latince incil. Girişteydi, büyücek. 
Hafta sonları ve akşamları çoğunluk buradaydık. Al her bir şeyini; kahveni, suyunu, uzat ayaklarını dal kitaplara, İnternet'e. Keyifliydi velhasılı. Sonraki şehirlerde de aynı şey halk kütüphaneleri ile devam etti. Hani, faks, yazıcıdan çıktı lazım olduğunda dükkan dükkan dolaşıyoruz ya, gerek yok. O işi kütüphaneler görüyor. Bahanesiyle de üye oluyorsunuz. Otobüste metroda kimin elinde kitap görsem üzerinde kütüphane amblemi oluyordu. İsterseniz filmler de var ödünç alabildiğiniz. Hani, bizde her mahallenin muhtar ofisi olabiliyor ya, burada da -şehirden şehre değişse de- kütüphanesi vardı. En azından Chicago öyleydi. Bir de kütüphane kartı hikayem var, Chicago'ya gelince yazacağım. 

dizi dizi çinliler.
Artık La Verne'ü bitirsem iyi olacak... Bir arkadaş da dediydi; "yetmedi mi bu çinliler daha." Ah, daha neler varda, yerim dar. Ama araplardan bahsetmeden şurdan şuraya gitmem. Ne kütüphaneye gelirler, ne derslere. Yurtta da kalmazlar. Yaşı küçükler aile yanında -hazır yemek, temizlik önemli- biraz büyükler de kuzenleriyle koca bahçeli evler tutuyorlardı. Sınıftaki Ahmed'de kuzenleriyle yurdun hemen yanındaki koca bir evde oturuyordu, bahçesinde bilardo masası, mangalı, hamağı ve çimenleri olan. Ahmed'in Andressa'ya yazmasında mı, benim sevdikleri bir müslüman ülkeden olmamdan mıdır, eh biraz ev-bahçe keyfimiz oldu sayelerinde. Yine de bu onlara gıcık olmamı engellemiyordu... 

6 yorum:

  1. Benim hayatına katkı sunan kitapların çoğu kütüphaneden tesadüfen aldığım kitaplar olmuştur,yoksul ailemde kitaba ayıracak para olmadığından çocuk yaşlarımda tanıştım kütüphanelerle,ilerde benim kütüphanelerimi yazmak düşümde var,yarı masalsı bi roman:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşin ilginci, lise de halk kütüphanesi müdaviydim. Pek çok hikaye ve romana oradan ulaşmıştım. Büyük şehre gelince koptu herşey:)
      Selamlar,

      Sil
    2. uzun kış geceleri okuduğum kitapların çocuk dünyamda kütüphane raflarında beklediğini düşlerdim,benden önce okuyanların izlerini de severdim,bu yüzden sahaf kitaplarına özel bir ilgim vardır.altı çizilmiş cümleleri bende beğendiğim de o ince insanları tanımayı düşlerdim. şimdilerde e kitaplar falan var ama eskinin yeri hala başka,sevgiyle

      Sil
    3. Bir kere sokaktan bir kitap almıştım, ikinci el. İç kapağında bir tarih ve yanında Beyza'mı beklerken yazıyordu. Eski bir varlık yayınları hikaye kitabıydı. Ne oldular acaba demiştim, buluştular mı? :-) Sahaflar ilgi çekici tabii. Şaşırtıcı da. İnsanlr genelde pek çok şeyde ilk olmayı umarken, en tepedeki yönetici olmak, lise de birinci olmak, yarışı ilk bitiren olmak, manzarayı ilk keşfeden olmak vs., kitaplardan başkalarının izini sürmeyi düşünüyor. benim ilgincime bu gidiyor:-)
      yalnız ben o lise kütüphanesinde en çok kerime nadir, biraz da ömer seyfettin, rıfat ılgaz buluyordum:-) Türk filmlerinin konularını daha izlemeden biliyordum, Nadi sayesinde :-)


      şurda yazı:beyza

      Sil
  2. çocukluğumdan bu yana kütüphanelerle aramda hep güzel bir bağ olmuştur :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel! Kitaplara her daim meraklıydım ama kütüphane fırsatım çok olmuyordu. Bundan sonra inşallah:-)

      Sil