Aralık 27, 2013

İyi Seneler

Amerika'da yeni bir sosyal internet paylaşımı akımı başlamış. "Facebook" un yerini alabilir iddiaları var basında.  "Whisper.sh." adlı, itirafta bulunduğunuz bir "web" sayfası. Bu sefer bizden mi çaldılar diyorum. 2000 öncesi "itiraf ediyorum" adlı bir "web" sayfası bizde de çok popülerdi. Hala varmı bilmiyorum. Diyeceğim aslında daha başka bir şey; bende bu "yeni yıl" vesilesi ile yeni yıl dilekleri falan değil, aklıma gelen bazı şeyleri itiraf etmek istiyorum. 
Öyle, bu bahsettiğim "site" lerde çokca yer alan, dün gece bilmem kimle şurda sabahladım cinsinden değil, daha olağan şeyler belki. Mesela;
* Bu, Aylak Adam kitabını kimilerinin neden çok sevdiğini anlamıyorum.  Bir kere, gayri menkul zengini, çalışmak zorunda olmayan bir adam. O aylaklık yapmayacak kim yapacak. Çalışmak zorunda olmayan birinin, çalışmanın köleliğinden ya da çalışmamanın özgürlüğünden bahsetmesi , hadi bahsetti diyelim bu kadar "kaydedeğer" bulunması anlamsız. Hatta saçma... Bir tek etkilendiğim cümle; sevgilisinin "seni seviyorum,  tarih ../.. " diye not ettiği bir cümlenin altına, tarihi hatırladığına göre yeterince sevmiyormuş yazması idi. Sonradan bu etkilenmemi de saçma buldum. Böylesine idealize ve derin bir sevgiyi düşlemek ve yüceltmek mümkünse, beyaz atlı prenslerin de beklenmesine şaşırmamalıyız. İnsandan bahsediyoruz, meleklerden değil... 
* Sevmeyi bilmiyorum, bu nedenle de sevilmeyi bilmiyorum sanırım. 
* Politika pis iştir. Hiçbir politikacı da "temiz" kalamaz bu anlamda. Son zamanlarda ülkemizde olanlar hakkında hiç bir şeyi ciddiyetle takip etmiyorum. Zorla kulağıma geliyor o kadar.  Hiç bir kaynağa nerdeyse inanmıyorum çünkü. Dün dediklerinin tam tersini bugün söyleyenlerin suratına yapıştırılan o eski cümleleri karşısında kılları kıpırdamadıktan sonra, kim ne derse desin, yazsın, boştur. Bu demektir ki, konuşsa n'olur konuşmasa n'olur... Çıkar kazanacaktır yine. Bizde, halkta öyle davranacaktır. Kimse ekonomik istikrarın bozulmasını, parasının azalmasını istemeyecektir, kim buna hizmet ederse de kazanacaktır. Budur politika. 
* Nerdeyse bir "şey" anlatmayan, bolca ok atılan, kılıç sallanan, kadınların rengarenk elbiselerinin havalarda uçuşarak tekmeler savrulduğu, yüzlerce atlı ile bir tek insanın çarpıştığı Çin filmlerini seviyorum. Mükemmel bir estetikleri var. Birbirlerine utanarak bakmalarını, dakikalarca durmalarını, onur anlayışlarını ve kemanın harikalar yarattığı müziklerini seviyorum. 
* Animasyonları Çin filmlerinden daha çok seviyorum.
* Hala bir aktöre aşık olup, bulabildiğim her bilgiyi okuyarak vakit kaybedebiliyorum. En son Daisy filminden Jung Woo-Sung 'dı. Tanıştığım ilk Koreli2ye de kendisini ne kadar sevdiğimi anlatmışlığım, filmin çekildiği Amsterdam'daki meydana gidip şöyle bir oturmuşluğum vardır. Öyle... 
* Mesajlarda ve/veya yazılarda çokça kısaltma kullanan gençlere kıl oluyorum. Bu yüzden yaşlı kabul ediliyorsam umursamıyorum. Ama yaşlı değilim ! Değilim, cık cık cık !! 
* Şu "hashtag" denilen şeklin/şemalin  nasıl yapıldığını hala anlamıyorum.Onu da öğrenmeyivereyim diyorum. 
* Hergün burcumu okuyorum ve çoğuna inanıyorum. 


" Mirror oh mirror
I will tell you my story
tell me who am I?
I am yourself and you are mine
Even if you got older and changed
You will always be in my eyes
Oh mirror "