Eylül 02, 2014

Huzursuzluğun Anlatımı: "Huzur" II

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Huzur' undan Aşka dair...
"Sağ taraflardan gelen bir ışık parçası genç kadının saçlarına yapıştı, oradan yavaşça boynuna doğru kaydı, küçük, insana alışık bir hayvan gibi beyaz tenin üstünde hazla oynamağa başladı.
***
Onunla beraber yürüyordu. Daha dün sabah vapurda uzaktan gördüğü, sonra bir tesadüfle tanıdığı kadınla şimdi İstanbul'a çıkmış bir başka vapurla Boğaz'a gideceklerdi. Bu kendisi için inanılmayacak bir işti. Varsın, her gün tekrarlanan şeylerden olsun, varsın yüz binlerce kişi bu hisleri hayatında bir defa, yüz defa tatmış olsun; bundan hiç bir şey çıkmazdı. O da biliyordu ki, sevmek, mesut olmak, sevmeden evvel tanışmak, sevdikten sonra unutmak, hatta düşman olmak olağan şeylerdi. Fakat denizde yıkanmak da öyleydi; uyumak da öyleydi. Her şey, herkeste olduğu gibiydi. Tecrübenin yeni ve ilk olmaması onun ruhundaki şevki eksiltmiyordu.
***
Daha ziyade içinde son dakikaya kadar süren tereddüdü meydana koyan bu acele tuvaletle başı daha güzeldi. Mümtaz bu saçların gecesine yüzünü gömmek arzusuyla damarlarının tutuştuğunu hissediyordu. Bütün uzviyetinde senelerdir uyku uyumamış bir insanın yorgunluğu vardı.
***
Atıl, diyordu. Atıl bu ava; yan ve yaşa!... Zira aşk yaşamanın tam şeklidir...
***
Nihayet aşk da ölüm gibi, insan hayatının belli başlı merhalelerinden biriydi.
***
Bir gün, "Vücutlarımız, birbirimize en kolay verebileceğimiz şeydir; asıl mesele, hayatımızı verebilmektir. Baştan aşağı bir aşkın olabilmek, bir aynanın içine iki kişi girip, oradan tek bir ruh olarak çıkmaktır", demişti. Böyle bir sözü ancak karşısındakini delik deşik eden bir seziş söyletebilirdi.
***
Tevfik Bey 'e göre, uzviyetlerin birbiriyle tanışmasından evvel sevişmek imkansızdı. Romancıların kabahati, hikayelerini, asıl başlaması lâzım gelen yerde bitirmeleriydi. Çünkü asıl aşk uzviyet tecrübesine dayanan, onunla devam eden aşktı. Bu, itibarla ilk ciddî ten tecrübesinde tesadüfün ihanetine uğrayanlar, ömürlerinin sonuna kadar, eğer tesadüf denkleri ile karşılaşmazlarsa, mahzun arayışlarına devam edeceklerdi.
***
Bekleyelim... dedi. Sen benden vazgeçmezsen herşeyin çaresi bulunur.
***
Yazı masasını, lambayı, kitaplarını düşündü. Plâklarını gözden geçirdi. Hepsi can sıkıcıydılar. Hayat, çok defa bir şeye asılmakla kabildir. Genç adam bu anda bu mucizeli bağlanışı hiç bir yerde bulamıyordu."
Ne denilse az olacaktır bu konunun altına. Ne denilse fazla olacaktır. Aşk varsa vardır, yoksa yoktur! Var ise, bütün olmazlar geçilecek yollardır. Yok ise, bütün olmazlar bahanedir...   

2 yorum:

  1. Çok güzel, teşekkür ederiz :))

    YanıtlaSil
  2. :-) Rica ederim Şenay.
    Bir de Ekonomi alanında yazacaklarım var. O da güzel. Bakalım, kısmet:-)

    YanıtlaSil