Kasım 11, 2018

Çeşitli Fotoğraflar


Bundan dört yıl önce Cem Akaş'ın yazı atölyesine katılmıştım. Böyle şeyleri saklamak hiç adetim değilken geçenlerde elime geçti. Altındaki fotoğrafsa o tarihten üç yıl sonra doğan yeğenim hakkında ablası tarafından bana ilk el yazısıyla bir haber notu.Yazmayı öğrendiğinde bana bir şeyler yaz demiştim, bunu uygun görmüş. Şöyle diyor: "Yeni doğan kardeşim oldu. Kendisi bebek, adı Harun oldu. Kendisi bezli bebek, hep altına kaçırıyor. Sevgiler canım kardeşim bebek cik."


İşte bu o yeni doğan bezli bebeğin şimdiki hali. Hala bezli.



Bu da o mektubu yazan, bir hanfendi görünümündeki, cadı ablası.



Okuyabilirseniz bu not benim, dört beş ay önce acaip bir felsefe keşfettiğimi düşünüp hemen not aldığım bir kağıt parçası. Hâlâ bir keşif yaptığımı düşünüyorum. Gerçeğin ne olduğunu düşündüğüm bir sırada, bütün bilimin, bütün söylenenlerin bunun üzerine kurulu olduğunu anladım. Geçmişte kabul ettiğimiz bugün fesh edilen ne varsa bugün artık gerçekliği kabul görmediği içindir. Diğer bir ifadeyle, bilimin ya da hürafenin bize söylediği bir şey beyan edilip kabul gördüğü an gerçeğe dönüşür. Şüphe bu yüzden çok değerlidir. Şüphe edebildiğimiz şeyleri sorgulamaya devam ederiz. Ta ki gerçeği bulana ya da bazen maalesef bir şekilde kabul edene kadar. Neyse, şimdilik bu kadar felsefe yeterli.


Bu da, bu yazının aslında bu fotoğraftan ibaret olması gerektiren, öyle olacağı planlanan fakat öyle olmayan notu. Bu sözlerin Sait Faik'e ait olmasına şaşırmadım değil, benim bildiğim Sait Faik bunu söylemez gibi gelirdi. Fakat M. Mungan Son İstanbul hikayesine koymuş ki, doğrudur.

Bir de bugün kuzenimin anlattığı bir anekdotu söylemeden edemeyeceğim. Üzgünüm, dedi. Neden dedim. Bir iş arkadaşı kadın kocasıyla mesajlaşıyormuş mutfakta. Kocası evi terk etmiş. Dört yaşında bir oğulları varmış. Annesi mutfakta, oğlu salonda oturuyormuş. Kadın birden telefonu masaya bırakmış. Koşar adım cama doğru gitmiş. Pencerenin sol yan tarafını tek eliyle kavramış, bir ayağıyla yerden kuvvet alarak diğer ayağını yatay pervaza koyarak kendini yukarı çekmiş. Ne yana, ne yukarıya ne de arkasına bakmış. Henüz doldurulmuş, tam sıkıştırılmamış, ağzı yarı açık, yeni yetme genç kızların dahi taşıyabileceği bir fındık çuvalı gibi kendini aşağıya bırakmış. Bina dört katlıymış, annesi kızının saçlarını görmüş.

Hiç bir Tanrı insanı umutsuz bırakmamalı, tanrıların buna hakkı yoktur.

Bugün bu kadardı. May the force be with you!, ağaçlar benimle.

11 yorum:

  1. Günaydın, sabahlar da bizim olsun yeniden başlamaya umut ve enerji versin diye :)

    YanıtlaSil
  2. İnsanın 4 yaşındaki canına bile dönüp bakmasını engelleyecek kadar kimseye bel bağlamamalı bence insan. Allah kimseyi böyle bir yanlışla sınamasın, sorun her zaman umut olmayabiliyor çünkü. Gideyim ve kalanlar vicdan azabından ölsün mantığı da sıklıkla görülüyor...Ama umut benim için inancımın gereği, yani inancım varsa umudum da hep olacak ve bunu sorgulama ihtiyacı bile duymamam kendimi çok iyi hissettiriyor. Sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önemli olan da bu sanırım, kendimizi iyi hissedebileceğimiz bir şeyler bulabiliyor olmak. Elbette iyiden, güzelden yana şeyler. İlk akla o geliyor evet, nasıl arkasına bakmaz! Önce can denir ya, insan hayatından vazgeçecek noktaya gelince canan olmuyor demek ki. Çok ani bir sinirlilik anında yaptığı aşikar. Her yaptığımızın geri dönüşü olamıyor işte. Allah rahmet eylesin..:-(

      Sil
  3. Peki Tanri aslinda sensen?
    Kendini mutsuz etme hakkini nereden buluyorsun? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haha:-) Güzel yön. Ben düşünürüm bunu zaman zaman, tam olarak dediğin gibi olmasa da yakın bir şeyler.. Tanrı içimizde Nepal'e gitmeye gerek yok :-))
      Sevgiler Jardzy. Benim için hissettiğin iyi şeyleri hissedebiliyorum. :-)

      Sil
  4. Ah bu yaşamak denen illet. Birinin sözü müydü?...

    YanıtlaSil
  5. ayyyyyy çok tatlişdi sona dek. son olay ise of berbat berbat yaaa.

    YanıtlaSil
  6. İyi giderken, boğazımızda düğümlendi yazı diyelim. Çok üzüldüm, hiç bir şeyimiz kalmasa elimizde umudumuz kalmalı geriye.

    YanıtlaSil