Kapadokya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kapadokya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Eylül 2016

Atları Saklı Güzel Atlar Ülkesi: Kapadokya

Bizler Kapodokya diyoruz, İngilizce adı "Cappadocia"'den çevirerek. Büyük bölümü Nevşehir ilinde olan bu, 'tuhaf' şekilli kayalıklar vadisi Kırşehir, Aksaray, Niğde ve Kayseri'ye kadar yayılmış durumdadır. Hırıstiyanlık için çok önemli yerler olan bu bölge, Hırıstiyanlığın ilanı ile ilk Hırıstiyanların Romalıların zulmünden kaçıp saklandıkları yer altı şehirleri, mağaralar, dehlizler, inşa edilen kiliseler, yaşam alanları ile korunmuş bir bölge. Parslar (Persler), yani şimdi İranlılar olarak bildiğimiz ülke, aşağı ülke anlamına gelen "Katpatuka" diyormuş. Bazı kaynaklarda 'katpatuka' kelimesinin Güzel Atlar Ülkesi, anlamına geldiği yazıyor. Bence bölgenin yerlileri güzel atlar ülkesi, dışarıdan gelenler aşağı ülke diyordur. Biz gittiğimizde atlar pek görünmüyordu, hele de güzellerini hiç görmedik. Yine de eskiden varmış gibi geldi bana.


buyulugerceklik.com

Kapadokya bölgesine giderken daha önce görülmedi ise hemen herkesin yaptığı gibi biz de Türkiye'nin tuz ihtiyacının yüzde kırkını karşıladığını öğrendiğim o beyaz, kocaman düzlüğü görmek için mola verdik. Girişinde tuz kremleri, tuz heykelleri, ve benzeri bir şeylerin satıldığı uçsuz bir beyazlık. Bizim büyük Tuz gölümüz. Tuzun üstüne yürüyüp sonra yemeği düşünmek tuhaf doğrusu... Alan soğuk değil, sıcak hiç değil. Tuzun sertleşmiş hali. Bana çok ilgi çekici gelmedi şahsen. 

Oradan vadiye doğru salınıyorsunuz. Kapadokya gezisi için Ürgüp'te ya da Göreme'de kalınabilir. Peri bacaları ve ilk hırıstiyanların bıraktığı yapıları görmek için bu yöreler en yakın yerleşim yerleri. Tuz gölünü geçtikten sonra yol üstünde Derinkuyu yer altı şehri ilk durağımız oldu. Korku; insana neler yaptırabilir, hele de can korkusu diye merak ederseniz örneklerinden biri; Derinkuyu yer altı şehridir denilebilir. İktidarını tehdit eden her türlü gücü yok etmeye çalışan insan erki hiç bir çağda değişmiyor. M.Ö. 3000'li yıllarda yapıldığı tahmin edilen bu yapı-şehir, yerin sekiz kat altına kadar iniyormuş. Ören yeri kabul ediliyor ve müze ziyaret kurallarına tabi. yerin sekiz kat altına kadar iniyormuş bu şehir fakat hepsi ziyarete açık değil. İyi ki değil, yoksa merakıma yenilip inebilirmişim ama çıkamayabilirmişim, beni yeterince gerdi aşağısı. Diğer arkadaşlar sakindi fakat bazı kanallardan geçerken aşağı doğru indikçe ve yeryüzünden uzaklaştığımı hissettikçe nefesim kesilmeye, paniklemeye başladım. Bu türden endişeleri olanlar dikkatli olsun derim. Onca insan ve önümüzde rehberler olsa da bazı anlar "kayıp mı oldum", hissine kapılınabilir. Diğer yandan panik olacak bir rahatsızlığınız yoksa görmeye değer bir yer. İçeride; kiler alanları, mutfak, salon, havalandırmayı sağlayan derin bir kuyu ve buraları birbirine bağlayan yollar var. Bütün bunlar bölgenin tüflerle, yani volkanik küllerle kaplı, kolay şekillenebilir kayalardan oluşmasıyla mümkün olmuş. Ve girişi bir köstebek deliğini andıran bu şehirde sizi hiç kimse bulamayabilir, yerinizi bilen bile. Şu, temsili resim sanırım ne demek istediğimi tam olarak anlatacaktır. Buradan bakınca yine korktum bak. 


buyulugerceklik.com



Derinkuyu yer altı şehri. 
Ben bile sıkıldım yazıyı okurken. Böyle gezi mi olur! diyesim geldi. Yazdığım kadar sıkıcı değildi emin olun. Masal gibi bir yer Kapadokya; hem üstü hem de altı yerin.

Derinkuyu yer altı şehrinden çıktıktan sonra otelin bulunduğu ve Kapadokya'ya adını veren coğrafi güzelliklerin en yoğun olduğu  ve kalacağımız yer olan Göreme'ye geldik. Milli parkın da olduğu bu belde halkı neredeyse peri bacalarında yaşıyor. Çoğu otel olarak düzenlenmiş, eskiden ev olarak da kullanılıyormuş. Beton yapılar az sayılır ve Ürgüp ve Avanos'u içine alan bir bölge UNESCO Dünya Mirası listesinde. Böyle mirasları var işte insanlığın halen, yine de.

Pek adetim olmamakla birlikte kaldığımız oteli özellikle tavsiye etmek istiyorum: SOS Cave Hotel . Harika bir konaklama yeriydi. Bir kere yeri şehrin tam ortasında ama aynı zamanda sakin bir köşesinde. Seyir terasından sabahın altısında havalanan balonları rahatlıkla izleyebilirsiniz. Kahvaltı bol, lezzetli. Odalar yeterli büyüklükte, temiz, pak. Ve işletmeciler nazik, yardımsever ve tok gözlü. Bir eksiği belki, ortak oturma alanı odaların ortasında kalıyor ve geceleri geç vakte kadar oturulursa uyumak isteyenler için sıkıntı olabilir. Biz gittiğimizde akşamları serin olduğundan sıkıntı olmadı. Göremeyi merkez alarak, Ürgüp'teki üç güzeller peribacalarını, aşıklar vadisini ki burasını çok sevim ben. Adından ötürü değil de bacaların yerleşim alanının büyüklüğü ve tepeden görünüşleri insana başka gezegene bakıyor hissi veriyordu.  Uçhisar kalesi, Göreme Milli Parkı ve bıradaki büyüklü küçüklü peribacalarının içine yapılmış kiliseler, manastırlar, evler... Avanos' taki çömlekçiler, Ürgüp'teki şarap satıcılarını ve hatta Asmalı Konak dizisinden kalan köşkü de katabilirsiniz güzergahınıza ilginize çekiyorsa. Önceden planlayıp yerlerine bakmanıza hiç gerek yok. Hemen her otelde bulunacak haritalar ile rahatlıkla bir kaç günde her yer dolaşılabilir. Tabi arabayla. Bölgeler arası toplu taşıma olsa da istediğiniz zamanda ve detayda gitmek zor olabilir. Veyahut günübirlik turlar ile çözülebilir. Belki sadece foto eklesem daha keyifli olabilirdi hikaye gibi bir his var içimde. Bir iş zamanında yapılmazsa böyle zor oluyor işte. Velhasılı, buyrun size perilerin diyarı...


Balonları çekmek için yeterli makinem yoktu. Bunları çekmek içinse uykuya düşkün olan ben, sabah altıda otelin çatısındaydım. Sonra bir baktım fotoğraf çekmeye çalışmaktan gelip geçen balonları kaçırıyorum. Bıraktım. Binmeye çok cesaret edemedim, biraz da pahalı bence ama izlemesi çok çok keyifli. İlla binecekseniz bir sabah da sadece izleyin, öylece bakın derim.


Bir geniş vadi perilerin evleri ile.


Burasının adı huzur yolu gibi bir şeydi galiba, tam hatırlamıyorum ya da ben öyle demiş olabilirim. Çok kalabalık olmasaydı, hele de yalnız yürüyebilirseniz gerçekten öyle bir alan.


Tam bir karasal iklimi var. Gündüz çok sıcak akşamları serin. Ama güneş batarken bir tuhaf, ayrı bir güzel görünüyorlardı.


Şaka şaka, atlar vardı. Vadinin uçsuz bucaklığına da çok yakışıyorlardı. 

13 Eylül 2016

Periler Ülkesine


Periler ülkesinden geçerken; yediğimiz içtiğimiz bize, gördüğümüz, anladığımız size. Arkası yarın... 

19 Şubat 2016

Dallar ve Hatıralar

Ihlara vadisi, Güzelyurt
Gün Sonu Konuşması
...
Hep yaşadığımı hatırlatıyorum kendime
Diyorum ki işin acele
Bir gün ne el kalacak tutmak için
Ne yürümek için bacak
Ne bulutların seyri
Ne de bir hatıra dünyamızdan
Çünkü hatıralar kuşlar gibi
Dal ister konacak

...

-Oktay Rıfat