Mart 19, 2017

Ha Shakespeare Ha Sen

"Onun onulmaz bir korkak olduğunu o an anladım. Geveleyerek kendine dikkat etmesini söyledim ve dışarıya çıktım. Korku içindeki bu adam, korkak sanki benmişim, Vincent Moon değilmiş gibi sıkıntı veriyordu içime. Tek bir insanın yaptığı, sanki bütün insanlar tarafından yapılmış gibidir. Bu nedenle, cennet bahçesindeki söz dinlemezliğin bütün insanlığı kirletmesi haksız sayılmaz; gene bu nedenle tek bir Yahudi'nin çarmıha gerilmesinin insanlığı kurtarmaya yetmesi de haksızlık sayılmaz. Belki de Schopenhauer haklıydı; ben bütün öteki insanlarım, her insan bütün insanlardır. Shakespeare bir anlamda o sefil John Vincent Moon'dur."
- Jorge Louis Borges, Kılıcın İzi

Mart 05, 2017

Geçen Zaman

Sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş, yanılmış bir çocukluk olmasın Ömür hanım? 
-Şükrü Erbaş

Bu gece yazarım diyordum, uykum geldi. Yaşlandığımı, takatimin azaldığını hissediyorum son günlerde. Ve yaşlandıkça gelecekten elimi çekip geçmişe döndüğümü, geçmişe baktığımı uzun uzun en kötüsü. Geliş olarak türkçeye çevrilmiş bir bilim kurgu filmi var. Çok basit ama çok hoş bir detay var zamanla ilgili filmde. İzlemeyenler kızmasın söylemek zorundayım; film de başka gezegenden gelen canlılar bize bir hediye getiriyorlar fakat bizim bunu anlamamız dillerini bilmediğimiz için epey uzun sürüyor. Karşılıklı dilimizi öğreniyoruz. Biz yazımızı yazıyoruz onlar da yazıyor. Yazıları çemberler şeklinde, bu şeklin üzerinde girintili çıkıntılı şekillerden oluşuyor. Biz de biliyorsunuz, bir doğru üzerinde yazıyoruz harflerimizi. Öyle mi böyle mi derken, bize sundukları hediyenin geleceği görebilme yeteneği olduğunu anlıyoruz çünkü bizim dilimizi onlara öğreten kadın onların dilini öğrendikçe geleceği görmeye başlıyor.


Dil bilimci olan kadının lafı yerini buluyor; dil, düşünme ve algılama biçimimizi belirler. Bir çember üzerinde harfleri yerleştirerek yazabilir miydik sizce? Eğer çemberin hangi noktada tamamlanacağını, kelimeyi tamamladığımızda çemberin hala tam bir yuvarlak olacağını hesap edebiliyorsak, olabilirdi elbette. Bunun için de geleceği, birleşmenin düzgün olup olmayacağını görebilmemiz, yani zamanı bir doğru, düz bir çizgi, bulunduğumuz an olarak değilde, evrenin hali gibi döngüsel, eğilip bükülebilen, üzerinde ileri geri gidilebilen bir boyut olarak algılıyabilseydik yazabilirdik öyle bizde. Yani öyle yazmayı biliyor olabilseydik, öyle algılardık zaten. O zaman böyle geçmiş gelecek sorunlarımız da olmazdı. Bu arada bu açıklama filmde geçmiyor. Yalnız film, öyle güzel bir bilim kurgu tadı bıraktı ki zihnimde, benzerini bulamadıkça film izleyemiyorum ne zamandır.