Şubat 12, 2017

Doğuya Doğru

Geziye geçen sene Şubat ayında gitmiştik ama yazısı şimdiye kısmet oldu. Neyse ki daha sene bitmedi.

Kars gezisi, gizemli tren yolculuğunun bir aracı olarak başlamıştı benim için. Uzun yolculuğun sonunda görülüp gelinecek bir yer o kadar. 

Cezerye, kuru kayısı, ceviz, kestane, hazır çorbalar, Adana'dan ev usulü pideler ve şarap (kimseye söylemeyin) akşam saat on olmadan yediklerimizdi. Ayıcıklı pijamalar giyilmiş, yeleğimiz sırtımızda, ayağımızı uzatmış pişmiş kestaneleri üflerken kompartımanın kapısı çalındı. Birimiz uzatma kablosuna birimiz şaraba atlarken, "bir dakika açıyoruz" diyen hep bir ağızdık galiba. Uykudan şimdi uyanmış bir çocuğun bütün sevimliliğini takınıp,  gülümseyerek açtık sürgülü kapıyı. Hay bin kunduz adına! Yan kompartıman sigortaları attırmış. Bir kaç kez doğu ekspresini kullandıkları için manzaraya doymuşlarmış, bu sefer TV ekranlarını getirmişler, üç koca adam hep beraber oyun oynuyorlarmışmış! Görevli de bizde bir sıkıntı olup olmadığını sormak istemiş. İyi ki de yoktu. Sorun büyükmüş ve taa Sivas'taki istasyonda yapılabilecekmiş ki, sabaha karşı filan demekti bu. Yan komşular sabaha kadar ışıksız, oyunsuz, filmsiz kaldı tamam ama, bütün yolcular üç saat Sivas'ta bekledik, Kars'a üç saat geç vardık. Onu geçelim, çağ kebabını da üç saat geç yedik en fenası... Görevli gidince, biz de oraya buraya sıkıştırdığımız yiyecek miyecek şeylerimizi çıkarıp devam ettik tıngır mıngır gitmeye, karanlıkta yolu izlemeye, arada birbirimize laf atmaya, ben notlarımı almaya, biri fotoğraf çekmeye, diğeri kitap okumaya, dağcımız malzemelerini ayarlamaya... Tren de yolundaydı bizden habersiz umutsuzca sanki... Dostlarla yapılan her şey keyifliydi...

Biraz teknik bilgi verecek olursak; Doğu Ekspresi'nde yer bulmak oldukça zor olabilir. Özellikle Ocak-Şubat aylarında kayak için okul tatilinden faydalanan çocuklu aileleler, tur şirketleri ve mevsimin doğasından faydalanmak isteyen fotoğraf severler bu aylarda akın ediyor. Gezinin mimarı arkadaşımız bir gece bilmem kaç saat internetin başında uğraştı da öyle alabildi biletleri. Turlar vagonları baştan kapatıyormuş, satamazsa sonra açığa düşürüyormuş... Üç tür yolculuk tipi var trende. Koltuklarda, yataklı veya kuşetli vagonlarda seyahat. Elbette bütün olarak trenden trene değişecektir vagonların konforu fakat gittim baktım, kuşetliden çok farklı değildi yataklı vagonlar. Kuşetli dediğimiz kompartımanlar hem koltuk hem yatak olabilen çek-yat benzeri dört kişilik koltuklardan oluşuyor. Bir kişi seyahat eder ve bir kuşet satın alırsanız, tanımadığınız üç kişiyle küçük oda benzeri bir kompartımanda uyumak durumundasınız. Yataklı vagonlar iki kişilik, içinde minibarı ve lavabosuyla biraz daha konforlu. Diğer vagonda normal koltuklu. Otobüs koltuğuna göre daha geniş, daha uzun ve rahatlar. On - onbeş yıl önce Ankara-İstanbul arasında Başkent Ekspresi'ne binmiştim. O zamanlar yemek vagonu masalı, bol çeşitli yemekli ve hepsinden öte bira satılan bir yerdi. Şimdi artık çok farklı maalesef. Yemek vagonu neredeyse yok, sıra benzeri oturma alanı ve hazır, mikrodalgada ısınan soğuk paketli yemekler var ve hiç yeterli değil. Alkol zaten yok. O nedenle kendi yiyeceğinizi, içeceğinizi bir şekilde organize etmeniz uzun yolculuğun keyfi ve tokluğu için gerekli ve faydalı. Yolculuk ortalama yirmi beş saat sürüyor. En az bir kahvaltı bir öğle yemeğini dolu dolu atlatmanız gerekiyor trende. Diğerlerini binerken ve inerken halledersiniz gibi denk geliyor saatler. 

Geçen gün bir arkadaşım söyledi, lise grubu kırk kişilik bir grupla gideceklermiş yer olmayınca vagon ekletmişler. Öyle ha deyince ekleniyormu bilemedim ama olmuş demek ki. Acaba bir lokomotif kaç vagon çekebiliyor? Trenler esrarengiz yaratıklar gibi değil mi? Kendilerine ayrılan alanda durmadan ilerliyorlar, ne sağa ne sola kaçabiliyorlar ne de istedikleri anda durabiliyorlar. Trenleri sevmemizin başka bir sebebi olmalı sanki...

Temizlik derseniz? Fena değildi tuvaletler. Kompartımanlar ve verdikleri yastık, çarşaf, örtüler temizdi. Ütülü, kolalı veriliyor kucağınıza. Dört kişi rahatlıkla oturup sohbet ederek sıkılmadan vakit geçirebilirsiniz, öyle küçücük bunaltıcı değil kompartımanlar. Pencereler kocaman olduğu için gelip geçen köyleri seyretmek keyifli. Acaba köydekiler bize bakıp bizim düşündüğümüz gibi şeyler düşünüyorlar mı? Biz, orada kalabilmenin nasıl bir şey olduğunu belki, onlar da gidebilmenin... Gezinin mimarı arkadaşımız müthiş bir dağcı olduğu için bütün malzemelerini bizden esirgemeyerek getirdi, taşıdı, her detayı ayarladı sağolsun. O küçücük tüp o kestaneleri ne kadar kısa sürede kebap haline getirdi şaşarsınız. Sırrı tepsi de ama söylemeyeceğim.

Üst katta yatanlar uyurken düşme endişesi yaşayabilir.  Uykuya dalana kadar sarsıntı biraz rahatsız ediyor. Daldıktan sonra da derin uyunmayabilir. Ne de olsa trendesiniz ve bunu unutmuyorsunuz gece boyu kısaca. Biniş akşam oluyor, dolayısıyla manzara sabaha kalıyor. Erken yatıp, gün doğumuyla sürekli doğuya giden dağları ve nehirleri izlemek bir kaç uykusuz geceye değerdi bana sorarsanız. Ankara-Kırıkkale-Kayseri-Sivas-Erzincan-Erzurum-Kars güzergahında ilerleyen trende normalde sabah yedi gibi Sivas'ı geçmiş olarak uyanmış olmalıydık ama biz gece üç saat elektrik tamiri için beklediğimizden Sivas civarı gün doğmuştu. İyi ki de öyle olmuş, boş karlı tarlaların uçsuz bucaklığı beni mest etti. Öğle yemeği için biz de bütün gezicilere uyduk ve Erzurum istasyonuna gelmeden bir saat kadar önce yöreye has tatlımızla birlikte yemeğimizi sipariş ettik. Onlar zaten tren saatini sizden iyi biliyorlar, zamanında getiriyorlar. Ödemenizi hazır edip paketinizi kaptınızmı, giden trende sofranızı kurup yemek kalıyor. Bir de tren en uzun burada duruyor, on beş yirmi dakika kadar. Diğerlerini genel de beş dakika da geçiyor. Zaten en çok yolcu değişimi de Erzurumda oluyor.

Erzincan
Bundan sonrası; manzarayı izlemek, fotoğraf çekmek, yemek vagonunda sohbet etmek, tek başınıza ona buna bakmak ve günün bitişini ve varışınızı beklemek. Her ne istiyorsanız o. Uzun bir zaman gündelik yaşamın telaşından uzaklaşıp kendinize bakmak belki. Çok fazla fotoğraf çekmedim yolda. Kars'ın içinde biraz daha fazla var, onlar da sonraki yazıda. Buyrun, güzergah...

buyulugerceklik.com
Sivası geçince, sabah saatleri.

buyulugerceklik.com
Erzurum sonrası, öğleden sonra.
buyulugerceklik.com
Kars'a doğru.
buyulugerceklik.com
Kars'a doğru


buyulugerceklik.com
Kars'a doğru

buyulugerceklik.com
Kars'a doğru

6 yorum:

  1. Fırat'la yanyana yolculuk harika oluyor. Trenin o kadar yavaş giderken öylesine ivmeli durması çok ilginçti, gece boyunca sık sık uyandım ama trendeyim diye gülümseyerek yeniden uyudum. Yataklı vagonlar iki kişilik yalnız üç kişilik değil. Hep istediğim bir şeydi geçen kış nihayet bu hayali gerçekleştirdiğim için çok mutluyum. Harika bir ortamdı, herkes binse. Fotoğraflarına bakarken bile içim sıcacık oldu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı şekilde ben de iyi ki gitmişim, ilerde bir gün tekrar giderim hatta. Nehirlerle beraber akmak çok güzel bir his. Benim aklımda üç kişilik kalmış nedense, iyi ki dedin dur düzelteyim. Sağol:)

      Sil
  2. Doğu Ekspresi! Kar yağışı ile birlikte çok güzel manzaralara şahit olmuşsunuz. Böyle yolculuklarda birkaç kişi olmak daha bir güzel. Umarım güzel vakit geçirmişsinizdir :) Bir de, tekniğinizi merak ettim, o tüp pişirdi mi gerçekten kestaneleri? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :-) Pişirdi tabii ki Alice. Madem sordun söyleyeyim; arkadaş tepsinin altına nokta delikler açmıştı. Daha kolay pişti. Birazda dağcılara özel tüp olduğu için sanırım.

      Sil
  3. Ay harika bir gezi olmuş.Ben de çok gitmek istiyorum ama İstanbul Kar arası yol çık uzun.Sanırım daha küçük bir güzergah yapabilirim :)

    YanıtlaSil