Eylül 04, 2016

Kuşlar Uçtu

Tam iş yerinden çıkacağım kapı çaldı. Bir adam; sarışın kızıl arasında, uzun boylu, yeşil, kendine yakışan bir tişört ve haki renkli standart bir şort giymişti. Şık görünüyordu. Yanında genç bir kadın vardı;  esmer, hafif çekik gözlü, zayıf, beyaz bir tişört alelade bir pantolon giymişti. "Geç ya da gel böyle", gibi bir şey diyordu adam kadına ben kapıyı açtığımda. Bunu deyişinden mi biraz, hal tavır  görünümlerinden mi bilmem, kız, babasına hiç benzemiyor, diye geçirdim içimden ben. "Buyurun", dedim sonra da."Çevirmenlik ofisi mi?, dedi önce, sonra,  "Merhaba, biz evleniyoruz, eşim Kazak, bu belgelerinin tercüme edilmesi gerekiyor." dedi.
***
Saate baktım, geç kalmıyordum, normal bir hızla bindim trene. Son hastaydım randevu verilen, geç kalırsam bir kaç hafta daha beklemem gerekecekti. Yer vardı, oturdum. Karşımda genç bir kadın vardı; otuzlarında ya var ya yoktu. Pastel, toz pembesi bir göz farı sürmüştü, griye çalan bir kalem çekmişti farın üstüne, tıpkı gözlerinin rengi gibi. Açık mavi, karanlıkta gri olacak olduğu belli iri, hafif dışa çıkık gözleri vardı. Çok güzeldi.  Yanında, tanıdığı olmadığı aşikâr bir erkek oturuyordu. Adam kördü.
***
Hastanenin kapısından girdim. Genç bir erkek yanındaki kadının yanağını sımsıkı öptü, güldü sonra. Kadın da gülüyordu. Bir şeye seviniyor gibiydiler. Bir şey dedi kadın, "ağzını burnunu kırarım"' dedi erkek gülerek. Kadın da gülümsüyordu.
***
Hastaneden çıktım.  Bir kuş bir dala konmak için uçuyordu. Bir başka kuş da aynı dala doğru geliyordu. İkisi de daldaydı, ama birbirlerini görmediler. Kuşlar uçtu, hayat kısaldı. Bir acı bir başka acı buldu kendine, kendini sökmek için. Olmayan bir yaş aktı görünmeden kimseye; daha ıslak, daha sıcak, daha tuzlu. Bir tren hızlıca geçti. Bir adam indi trenden, aynı trene bindi bir kadın. Birbirlerini görmediler. Bir keski indi göğüse doğru, ne kan akıyordu ne de bir iz kalmıştı görünürde.
***

16 yorum:

  1. Bu anlardan ben de çok biriktiriyorum ister istemez ve tuhaf bi şekilde pek cogu sık sık aklıma geliyor, unutamıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi? Bazen yolda o kadar çok aklıma geliyor ki baktıkça etrafıma. Bazen diyorum yazmaya değer mi? Sonra diyorum herşey yazmaya değer, önemli olan nasıl yazıldığı. Neyse, bu konu dışıydı:-)
      Selamlar,

      Sil
  2. Bakış açısı, farkındalıklar anlam katıyor hayata. Yaşanan şeylere hep bir de şu açıdan bakmak lazım sanırım. Aynı daldaki kuşların birbirini görmemesi gibi biz de dalları, diğerlerini, bizi aynı dalda buluşturanı görmezden geldiğimizde gerçek olmayan ve zamanla yetersiz kalacak bir dünya kurup kendimize sonra oradan sıkışıveriyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazmadıklarımı gördüğünü düşünüyorum Şenay :-)
      Selamlar,

      Sil
  3. Zamanın ruhu. Ve ateş yakmaktan güneş doğmaktan vazgeçmiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zamanın ruhu değil mi? Çok yerinde bir söz. Teşekkür ederim.
      Selamlar,

      Sil
  4. Gün içinde yaşadığımız ama hemen unuttuğumuz bir çok "an" ı çok güzel ifade etmişsin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Bazen de hiç görmüyoruz belki.
      Selamlar,

      Sil
  5. "Bir kuş bir dala konmak için uçuyordu. Bir başka kuş da aynı daha doğru geliyordu. İkisi de daldaydı, ama birbirlerini görmediler." Hayatın kısa bir özeti adeta. İşaretleri ve gözümüzün tam önünden geçenleri görebilsek, daha keyifli olmaz mıydı hayat?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah, keşke Tanrıça Artesmis:-) Ama hayat sadece böyle sanırım, biz de ona göre yaşamanın yollarını buluyoruz gibi...
      Selamlar,

      Sil
  6. Su en son bölümdeki 10 cümle beni benden aldi. O 10 cümle destanlar anlatti sanki...öyle derin ki... Yüregine saglik Aze.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Heyy, Selamlar Ayşe. Karabatak gibi oldun bu ara:-)
      Teşekkür ederim yorumun için. Biraz içlenmiştim ondan herhalde:-)
      Ben de uğrayacağım. Sevgiler.

      Sil
  7. Bakmak ve görmek arasındaki farkı düşündüm yazını okurken. Daha çok yaz böyle gözlemlerini yorumlarını lütfen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çook teşekkür ederim. Sanırım içlenince daha bakar-görür oluyor insan, bilemiyorum...
      Sevgiler,
      Yoğurt kürünü uyguladım, olmadı :-( Şİmdi başka bir şey deniyorum:-)

      Sil