Ocak 26, 2015

Dostluğun gücü adına!: "Kızarmış Yeşil Domatesler"

Ne zaman içim sıkılsa bu filmi izlemek geçer içimden.

Hayatın olağanlığını, aynı zamanda mucizelerini, her ne olursa olsun bir dostun varlığı ile bulabileceğiniz yaşama gücünü hatırlatır bana.
Sizi siz yapan değerlere olan inancınızın gücünü sizden başka kimsenin elinizden alamayacağını, hayat ne kadar zor olursa olsun, size aitse ve inandığınız gibiyse yaşanmaya değer olabileceğini hatırlatır.

Cahit S.Tarancı'ya  göre yolun yarısını geçtim. Oysa kim bilebilir, yarısı mı, sonuna mı yaklaştım? İnkar edecek değilim; genç olmak bu hayatta insanın başına gelebilecek en güzel şey. Yaşamak için kendimizi 'sonsuz' güçte hissedebileceğimiz bir başka dönem yok. Dünyayı kendimizden kurtarmak için, ne kadar düşersek düşelim yeniden başlayabilmek için, her şeyi bildiğimize inanmak için bundan daha 'inançlı' olacağımız bir dönem yok. Tanrı'nın insana dair bir kıskançlık, yoksa telafisini ileri yaşlara bıraktığı bir eksik dokunuşu mudur anlaması zor, en çok 'zannettiğimiz' dönem de bu dönemdir. Ömrümüzü çok uzun zannederiz, saçlarımızı beyazlamayacak, ayaklarımızı ağrımayacak, ellerimizi kurumayacak, annemizi ölmeyecek, kardeşimizi büyümeyecek, ablamızı gitmeyecek, kalbimizi eskimeyecek, aklımızı karışmayacak, aşk acımızı geçmeyecek, midemizi ekşimeyecek, hayat, hep önümüzde akacak zannederiz. Her sabah, hayallerimiz geçmişimizden daha büyüktür hala ve geçmiş, geride kalmış çocukluğun komik şakalarından başka bir şey değildir henüz.

Erik Erikson 18-45 yaş arasını genç ve orta yetişkinlik, 45 yaş sonrasını da ileri yetişkinlik sayıyor. Ona göre kişi, ihtiyaçlarının değiştiği farklı dönemler yaşıyor. Kişilik gelişimi de etkileşimleriyle gelişmeye devam ediyor. Erikson, Freud'un gelişim dönemleri teorisine en ciddi eleştirisini bu noktadan yapıyor. Zira Freud'a göre gelişimimiz ergenlik dönemimizde (18 yaş) bitiyor. Kişiliğimiz bu döneme kadar yaşadıklarımız üzerinden kuruluyor. Kendimin de Freud'a katılmadığını gururla sunmak isterim. Zira, okuyan arkadaşlarıma zevkle bildirmek isterim ki, asıl öğrendiklerimiz yolun yarısından sonra başlıyor. Orta yetişkinlik dönemine geldiğimizde, hiç bir şey bilmediğimizi anlıyoruz. Ve bu 'bilgisizlik', sanmayın ki öyle koca bir hayal kırıklığı, bilakis hayatın bilmekle değil anlamakla yaşanabileceğinin dayanılmaz hafifliğidir.

İşte, Kızarmış Yeşil Domatesler, o naif güzelliği anlatabilen bir film.
Aslında ne genç ne de yaşlı olmayı anlatıyor. Yaşamınızın hangi döneminde olursanız olun, sizi sizden iyi tanıyan dostların paha biçilmez kıymetini anlatıyor...  Buyrun, harika bir kuple; Towanda!

15 yorum:

  1. ne güzel anlatmışsın,filmi yıllar önce seyredip bayılmıştım,yine seyredesim geldi:)

    YanıtlaSil
  2. Dimi Sevgili Havva...
    Kaç kez izledim hatırlamıyorum. İnsana, pek çok şey lazım belki hayatta ama, dostlar olmazsa olmaz!

    Sevgiler,

    YanıtlaSil
  3. Bu sıra iyi şeylere çok ihtiyacım var çünkü insanı yoran bi ülkede belkim bi kıtada belkim bi düzende yaşıyorum,sağol ya,izliyecem:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba ateşinsesi,
      Bilirsin bir şair ne demişti; "bu şehir arkandan gelecektir. " ülkemiz de düzenimizde bizim öyle ya da böyle, değil mi? Hepimize umut ve sabır diliyorum.:)

      Sil
    2. Bu arada unuttum; film konusunda hayal kırıklığı yaratmak istemem. Biraz kadınlara ait bir dünya galiba:) Sonra yok efendim öyleymiş, yok efendim bu da neymiş demeyelim:)

      Sil
  4. Ben de yakınlarda izledim bu filmi. Bir kadının gözünden izleyince muhtemelen daha sarıcı oluyordur ama ben de sevdim.
    Güzel yazı, içli anlatım. :)
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Demek sizde bir kadının hassasiyeti yok, Sokrates'in yeğeni. Yazık, pek yazık:)

      Sil
  5. Tabii, doğal olarak, insan kadın olmayınca kadın hassasiyeti de olmuyor Sayın Aze Hanım. Bunda şaşılacak ne var? :p

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olur mu öyle şey, her cins bir diğerinin hassasiyetini taşıyabilir. Bir kere genlerimiz öyle. Sen filmi beğenmemişsin belli. Olabilir, algı farklılığıdır. :)

      Sil
  6. en kısa zamanda izleyeceğim, freud' a katılmıyorum ben de :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seveceğini düşünüyorum mavi.
      Sevgiler,

      Sil
  7. Ne güzel bir yazı Aze, akıp gitti kelimeler..
    Filmi izleyeceğim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Şenaycım. Severek yazmıştım, ondandır. Seni tanıdığım kadarı ile filmi seveceğini düşünüyorum...
      Bu arada dün akşam bir deneme yazını gördüm, girdim baktım, blog gitmiş! Panikledim bir an:-( Sonra anladım, görselle uğraşıyorsun... Keyifli olsun umarım.
      Sevgiler,

      Sil
    2. Evet blogu görsel ve içerik olarak değiştirmeye çalışıyorum. Artık yazdığım hikaye ve denemeleri yayınlamayacağım sanırım, belki işte :))

      Sil
    3. Aslında giriş yazısının içinde dikkatimi çekti; yazıların kopyalanması gibi bir şeyden bahsetmişsin. Ben henüz kendi yazdıklarıma bir yerde rastlamadım ama üzücü ve sinir bozucu bir durum olacağını tahmine diyorum. Bu yüzden mi? Kendini nasıl iyi hissedersen. Ben seviyordum ve okumak isterdim o ayrı...

      Sil